HI GUYS ,
Ben hedefleri olan, insanlar için sağlam yapılar inşa etmeyi kendine ilke edinmiş, mühendisliği hakkıyla icra etmeye çalışan bir inşaat mühendisiyim. Şu aralar çalışmıyorum; zira Türkiye koşullarında idealist ve dürüst iş yapmak istediğinizde sizi zorlayan insanlarla karşılaşıyorsunuz. Karakteriniz buna uygun değilse, bir noktadan sonra kopuş kaçınılmaz oluyor. Kendimi fazla tanıtmak istemiyorum; anlatım tarzıma zamanla alışırsınız.
Size çalıştığım süre boyunca yaşadıklarımı aktaracağım. Hazırsak başlayalım 🙂
Sektörde üçüncü yılımdayken bir teklif aldım: Şantiyede çalışırken diplomamı şantiye şefliği için de kullanalım. Beş yıllık mühendis olmama rağmen diplomamı o güne kadar hiç kullanmamıştım; çünkü bu, ömür boyu süren ciddi bir imza yetkisidir. O yapıda deprem dahi yaşansa sorumluluk sonsuza dek size aittir. Teklifi kabul ettim; kendi denetleyeceğim bir şantiyede daha güvenli yapılar inşa edebilirdim. Ancak maaş görüşmesinde şok edici bir şeyle karşılaştım: Banka hesabıma İnşaat Mühendisleri Odası’nın belirlediği asgari ücret olan yirmi sekiz bin TL yatırılacak, fakat ben on bin TL’yi elden iade edecektim. Asıl şok edici olan ise bunu teklif edenin bir müteahhit değil, İTÜ mezunu bir inşaat mühendisi olmasıydı. Daha fenası kendi oğlu iktisat mı ekonomimi öyle alakasız bir bölümden mezun olmuşken bize iş buyurmasına izin veriyordu.. Neyse çalışmadım kendileriyle zaten.
İş hayatında bunlarla karşılaşacaksınız. Hazır olun.
İlgili Diğer İçerikler
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Yeni içerikler yayınlandığında e-posta ile bildirim almak için abone olun.

Siz de fikrinizi belirtin