Depremden sonra en çok duyulan kavramlardan biri “hasar tespiti”dir. Bir bina için “az hasarlı”, “orta hasarlı”, “ağır hasarlı”, “acil yıkılacak” veya “hasarsız” denildiğinde insanlar doğal olarak şu soruları sorar: Bu karar neye göre verildi? Binaya girilebilir mi? Bu sonuç binanın tamamen güvenli olduğu anlamına mı gelir? İtiraz edilebilir mi? Güçlendirme gerekir mi? Hasar tespiti ile deprem performans analizi aynı şey midir?
Hasar tespiti, deprem gibi bir afet sonrasında binaların o afet nedeniyle gördüğü hasarın yerinde incelenerek sınıflandırılması işlemidir. Yani bu çalışma, binanın depremden sonra mevcut durumunu belirlemek için yapılır. Amaç; hangi binaların kullanılabileceğini, hangilerinin boşaltılması gerektiğini, hangilerinin yıkılacak kadar tehlikeli olduğunu, hangilerinde güçlendirme gerekeceğini hızlı ve sistemli şekilde ortaya koymaktır.
Bu noktada en başta bilinmesi gereken şey şudur: Hasar tespiti, binanın geçmişte nasıl yapıldığını ortaya çıkaran bir laboratuvar çalışması değildir. Aynı zamanda bir deprem performans analizi de değildir. Hasar tespiti daha çok afet sonrası gözlemsel inceleme, teknik değerlendirme, hasar sınıflandırması ve idari süreci başlatma çalışmasıdır.
Yani hasar tespit sonucu hasarsız veya az hasarlı olsa bile “bu bina gelecekteki her depremde kesin güvenlidir” anlamına gelmez. Sadece yaşanan afet sonrası binada görülen hasarın seviyesini belirler. Bu ayrım çok önemlidir. Çünkü depremden sonra “binam az hasarlı çıktı, demek ki tamamen sağlam” düşüncesi doğru değildir. Aynı şekilde mesela “orta hasarlı çıktı, tekrar bir deprem olursa kesin yıkılacak” demek de doğru olmaz.
Hasar Tespiti Neden Yapılır?
Depremden sonra çok sayıda bina aynı anda etkilenir. Bazı binalar tamamen yıkılır, bazıları ağır hasar görür, bazı binalarda taşıyıcı sistemde ciddi çatlaklar oluşur, bazı binalarda ise sadece sıva, boya, kaplama veya bölme duvar hasarları görülür.
Bu karmaşayı yönetebilmek için devletin ve teknik ekiplerin hızlı bir sınıflandırma yapması gerekir. Hasar tespiti bu nedenle yapılır.
Hasar tespitinin temel amaçları şunlardır:
İnsan can güvenliğini sağlamak.
Acil boşaltılması gereken binaları belirlemek.
Yıkılma riski taşıyan yapıları ayırmak.
Afetzedelerin barınma, kira, taşınma, hak sahipliği ve diğer yardım süreçlerine temel oluşturmak.
Orta hasarlı veya ağır hasarlı binaların sonraki teknik ve idari işlemlerini başlatmak.
Hangi bölgelerde hasarın yoğunlaştığını belirlemek.
Afetin genel hayata etkili olup olmadığını değerlendirmek.
Kamu kurumlarının müdahale, yardım, yıkım ve iyileştirme planlarını yapmasını sağlamak.
Depremden sonra hasar tespitinin hızlı yapılması gerekir. Çünkü insanlar evlerine girip giremeyeceğini, eşyalarını alıp alamayacağını, binanın yıkılıp yıkılmayacağını, devlet yardımlarından yararlanıp yararlanamayacağını bilmek ister. Bu nedenle hasar tespiti hem teknik hem de sosyal açıdan çok kritik bir süreçtir.
Hasar Tespiti Kimler Tarafından Yapılır?
Hasar tespiti, yetkili kurumların koordinasyonunda oluşturulan teknik ekipler tarafından yapılır. Bu ekiplerde genellikle inşaat mühendisleri, mimarlar ve ilgili teknik personeller görev alır. Afet sonrasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, AFAD, valilikler, il müdürlükleri, belediyeler ve diğer kamu kurumları sürecin farklı aşamalarında görev alabilir. Ülkenin dört bir yanından gönüllü veya görevli teknik ekipler yetkili kurumların çatısı altında hasar tespitinde bulunur.
Burada önemli olan şudur: Hasar tespit sonucu, rastgele kişilerin yaptığı yorumlara göre belirlenmez. Bina sahibi, komşu, müteahhit, emlakçı veya herhangi bir vatandaş binanın hasar durumuna dair fikir yürütebilir; fakat resmî hasar derecesi ancak yetkili teknik ekiplerin yaptığı inceleme sonucunda oluşur.
Özel bir inşaat mühendisi veya yapı denetim uzmanı binayı inceleyip görüş verebilir. Bu görüş, bina sahibi için yol gösterici olabilir. Ancak resmî hasar tespit sınıfı ayrı bir idari işlemdir. Dolayısıyla özel rapor ile resmî hasar tespit raporu aynı şey değildir. Örneğin, devlet binanıza “Ağır Hasarlı” dediyse ve yıkım kararı verdiyse; siz özel bir mühendise rapor hazırlatıp “Bakın bu mühendis bina sağlam dedi, burayı yıkamazsınız” diyerek yıkımı durduramazsınız. İtiraz süresi içerisinde itirazda bulunabilir ve tekrar inceleme yapılmasını sağlayabilirsiniz. Hukuki yollara başvurabilirsiniz. Bu konuda koşullar değişkenlik gösterebileceğinden resmi kurumlardan ve hukuk uzmanlarından daha detaylı bilgi almalısınız. Çünkü “acil yıkılacak” olarak tanımlanmış bir binada tekrar inceleme sonucunda yine binaya aynı hasar derecesi verilirse muhtemelen hukuki süreç beklenmez çünkü can güvenliği riski muhtemeldir. Orta hasarlı olan bir binada hukuki süreç duruma göre beklenebilir. Yani hasar derecesine göre, idari kararlara göre vb. çeşitli durumlara göre işleyiş değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle tekrar etmemizde fayda var. Süreçlerle ilgili resmi kurumlardan, hukuk uzmanlarından, uzman mühendislerden, yetkili kurum ve kuruluşlardan bilgi almanızda her zaman fayda vardır.
Mevzuata baktığımızda bu konuda çok net ve keskin bir çizgi çizilmiştir.
Resmî hasar tespiti yönetmeliğinde dışarıdan alınan özel raporlardan bahsedilmez; tam aksine, bu raporların resmî süreçte dikkate alınmayacağı açıkça hükme bağlanmıştır.
Konunun yasal zeminini oluşturan “Afetler Sonrası Binaların Hasar Tespitine İlişkin Genel Kurallar Hakkında Yönetmelik” (Madde 19/3) bu durumu şu şekilde açıklar:
“Hasar tespit çalışmalarında herhangi bir kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel kişiler tarafından hazırlanan hasar tespit raporları dikkate alınmaz.”
Yani siz özel bir inşaat mühendisine ne kadar detaylı, laboratuvar testli bir “özel hasar tespit raporu” hazırlatırsanız hazırlatın, bakanlığın ya da AFAD’ın kurduğu resmî hasar tespit masası bu raporu önüne alıp binanın durumunu sistemde doğrudan değiştiremez. Resmi süreçte tek geçerli belge, devletin kendi görevlendirdiği teknik ekiplerin raporlarıdır.
İlgili yönetmelik ve ekleri yazımızın en sonunda mevcuttur. (Afetler Sonrası Binaların Hasar Tespitine İlişkin Genel Kurallar Hakkında Yönetmelik)
Peki Yönetmelik Reddediyorsa, Özel Rapor Hukuken Tamamen Geçersiz midir?
Hayır, değildir. Yönetmeliğin buradaki amacı afet anındaki büyük karmaşayı önlemek ve herkesin kendi tanıdığı mühendisten rapor getirerek sistemi tıkamasını engellemektir. Ancak bu özel raporlar farklı yasal mevzuatlarda güçlü birer araç olarak yer bulabilir:
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK Madde 293 – Uzman Görüşü): Eğer devletin verdiği hasar tespit kararına karşı İdare Mahkemesinde dava açarsanız, avukatınız kanalıyla uzman ve yetkili bir inşaat mühendisinden veya firmadan aldığınız bu raporu mahkemeye “Uzman Görüşü (Uzman Mütalaası)” olarak sunabilirsiniz. Kanuna göre hâkim ve mahkemenin atadığı bilirkişiler, sizin sunduğunuz bu teknik raporu incelemek ve rapordaki iddialara gerekçeli cevap vermek zorunda olabilirler. Bu konuda hukuk alanında uzman kişilerden daha detaylı bilgi almanızı önemle tavsiye ederiz.
İtiraz Dilekçesi Eki: Bakanlığın resmî itiraz sürecinde dilekçenizin arkasına bu raporu eklediğinizde, ikinci kez binanıza gelecek olan resmî ekibe “Bakın, bağımsız bir mühendis şu kolondaki kesme çatlağını ve röntgen sonuçlarını fotoğrafladı, lütfen burayı gözden kaçırmayın” diyerek rehberlik etmiş olursunuz. (DİKKAT EDERSENİZ BİNANIZA İKİNCİ KEZ GELEN YİNE RESMİ BİR EKİPTİR.) Ancak unutmayın; yetkili özel bir firmadan aldığınız bu rapor sadece bilgi amaçlı size veya gelen ekibe rehberlik etmek dışında resmi bir geçerliliği yoktur. Alanında uzman bir inşaat mühendisi de aynı şekilde size rehberlik sağlayabilir ve gelen ekiplere rehberlik sağlayabilir. Ancak bunu yapmanız kesinlikle şart değildir. Gelecek olan ekibe yeterince güvenmiyorsanız ki olabilir içinizin rahat etmesi için özel bir firmadan da görüş almanın hiç bir zararı olmaz. Bilmeniz gereken şey bu görüş veya rapor resmi bir geçerliliğe sahip değildir.
Kentsel Dönüşüm Mevzuatı (6306 Sayılı Kanun): Eğer amacınız hasar tespitini değiştirmek değil de binayı tamamen kentsel dönüşüme sokmak ve/veya riskli yapı ilan etmekse, yetkisi olan kamu kuruluşları veya lisanslı inşaat mühendisliği firmalarından alacağınız özel “Riskli Yapı Tespit Raporu” zaten sürecin resmî başlangıç şartıdır. Riskli Yapı Tespiti için ilgili kurumlara başvurmanız gerekmektedir. Bu konuyla ilgili sitemizde arama yaparak ilgili yazımızı inceleyebilir ve daha detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz.
Her inşaat mühendisi bu raporu yapma yetkisine sahip olmadığı gibi bu konunun hukuksal boyutunu ve süreçlerini uzmanlarına danışmanızı özellikle tavsiye ederiz.
Özetlemek gerekirse; Hasar tespiti yönetmeliği “Ben dışarıdan yazılan özel raporu tanımam, kendi ekibimin gözlemine bakarım” der. Ancak Türk Hukuk sistemi, mahkeme aşamasına geçtiğinizde o raporu hak arama hürriyeti kapsamında teknik bir delil (uzman mütalaası) olarak masaya koymanıza izin verebilir.
Hasar Tespiti Nasıl Yapılır?
Hasar tespiti genellikle yerinde inceleme ile yapılır. Teknik ekip binaya gider, yapının dışını ve girilebiliyorsa içini inceler. Taşıyıcı sistem elemanlarında, taşıyıcı olmayan elemanlarda, zemin katta, bodrumda, kolon-kiriş birleşimlerinde, perdelerde, döşemelerde, merdivenlerde, dolgu duvarlarda, cephede vb. oluşan hasarlar gözlemlenir.
İncelemede özellikle şu noktalara bakılır:
Kolonlarda çatlak, ezilme, beton dökülmesi, donatı burkulması veya kesme hasarı var mı?
Kirişlerde eğilme çatlağı, kesme çatlağı, beton ayrışması veya mesnet bölgesinde hasar var mı?
Perde duvarlarda diyagonal çatlak, ezilme, uç bölgelerde hasar veya donatı açığa çıkması var mı?
Kolon-kiriş birleşim bölgelerinde kırılma, ayrılma veya ezilme var mı?
Döşemelerde büyük çatlak, sehim, ayrılma veya göçme belirtisi var mı?
Merdivenlerde kırılma, oturma veya taşıyıcı bağlantı sorunu var mı?
Bölme duvarlarda yaygın çatlak, devrilme, ayrılma veya ezilme var mı?
Binada düşeyden sapma, yana yatma, katlar arasında ötelenme veya burulma belirtisi var mı?
Temel çevresinde zemin oturması, sıvılaşma, yarılma veya farklı oturma izleri var mı?
Bitişik nizam yapılarda çarpışma etkisi oluşmuş mu?
Çatı, baca, parapet, kalkan duvar gibi düşme riski bulunan elemanlarda tehlike var mı?
Bina içine girilemeyecek kadar tehlikeliyse ekipler dışarıdan gözlem yapabilir. Bazı durumlarda bina kilitli olabilir, enkaz nedeniyle ulaşılamayabilir veya güvenlik riski nedeniyle içeri girilemeyebilir. Bu durumda bina için “girilemeyen”, “tespit edilemedi” gibi sınıflandırmalar da söz konusu olabilir.
Hasar tespiti sırasında fotoğraf çekilmesi, adres bilgilerinin kaydedilmesi, bina kodunun oluşturulması, rapor hazırlanması ve sonuçların sisteme girilmesi gerekir. Günümüzde bu süreçlerde dijital sistemler, harita verileri, adres kayıt sistemleri ve bazı durumlarda hava araçları ya da görüntüleme teknolojileri de kullanılabilir.
Hasar Tespiti ile Deprem Performans Analizi Aynı Şey Değildir
Bu konu mutlaka ayrı anlatılmalıdır. Çünkü halk arasında en çok karıştırılan nokta burasıdır.
Hasar tespiti, depremden sonra binanın gördüğü hasarı belirler.
Deprem performans analizi ise binanın belirli bir deprem etkisi altında nasıl davranacağını yapılacak inceleme ve testler sonucu mühendislik hesaplarıyla inceler.
Hasar tespitinde genellikle gözlemsel inceleme ön plandadır. Performans analizinde ise röleve alınır, beton dayanımı incelenir, donatı tespiti yapılır, zemin bilgileri değerlendirilir, taşıyıcı sistem modeli kurulur, yönetmelik esaslarına göre hesap yapılır.
Hasar tespiti “bu depremden sonra binanın durumu nedir?” sorusuna cevap verir.
Performans analizi “bu bina belirli deprem seviyelerinde nasıl davranır?” sorusuna cevap verir.
Bu nedenle bir bina hasarsız veya az hasarlı çıkmış olsa bile, yapı eskiyse, projesi yoksa, beton kalitesi düşükse, donatı detayları yetersizse, zemin problemi varsa veya taşıyıcı sistem düzensizse performans analizi sonucunda riskli çıkabilir.
Tersi de mümkündür. Bir binada deprem sonrası bazı hasarlar oluşmuş olabilir; fakat detaylı inceleme sonucunda doğru onarım ve güçlendirme ile kullanılabilir hale getirilmesi mümkün olabilir.
Bu yüzden hasar tespit sonucunu, binanın mutlak güvenlik belgesi gibi görmek yanlıştır.
Kısacası; hasar tespit raporu binanızın deprem sonrası hasar alıp almadığı, aldıysa da aldığı hasarın sınıfını belirler. Deprem performans analizi ise; binanızın olası bir depremde nasıl davranacağını, hangi bölgelerinde nasıl bir davranış beklendiğini ve binanın durumunun dışında yapılması gereken bilgileri içerir. Bu bilgiler örneğin; binada oturulmaması gerektiği, binanın güçlendirilmesi gerektiği veya binanın uygun olduğu gibi size fikir veren bilgiler olabilir. Deprem performans analizinin illa ki yaşanan bir depremden sonra yaptırılması gerekmez, her zaman yaptırılabilir. Gözlemsel şüpheler olması durumunda yaptırılması tavsiye edilir. Hasar tespiti ise sadece yaşanan bir depremden sonra yapılır. Bina performans analizi ile ilgili daha ayrıntılı bilgilere sitemizden erişebilirsiniz.
Not: Riskli Yapı Tespiti‘ni resmi kurumlar yapar ve binanızın riskli olması durumunda yıkım kararına engel olamazsınız. Deprem(Bina) Performans Analizi özel firmalara yaptırılır, sadece bilgi amaçlıdır ve resmi kurumlara iletilmediğinden binanız riskli olsa dahi yıkım kararı verilmez. Ancak maliklerden birinin başvurusu/şikayeti halinde veya hukuksal benzer durumlarda engel olamayacağınız bir yıkım kararına sebebiyet verebilir. Hasar tespiti ise sadece resmi kurumların yaptığı, itiraz hakkınızın bulunduğu, yargı yoluna başvurabileceğiniz ve sadece afet sonrası yapılan bir durum tespitidir. Binanız ekipler tarafından riskli(ağır hasarlı vb.) tespit edilmesi halinde yıkım kararını engelleyemezsiniz.
Hasar Sınıfları Nelerdir?
Deprem sonrası binalar hasar durumuna göre sınıflandırılır. Güncel uygulamalarda binalar farklı hasar derecelerine ayrılır. Temel olarak halkın en çok duyduğu sınıflar şunlardır:
Hasarsız bina
Az hasarlı bina
Orta hasarlı bina
Ağır hasarlı bina
Acil yıkılacak bina
Yıkık bina
Bunların yanında değerlendirme dışı, girilemeyen, tespit edilemedi ve kapsam dışı gibi sınıflar da bulunabilir.
Şimdi bu sınıfları tek tek açıklayalım.
Hasarsız Bina Nedir?
Hasarsız bina, deprem nedeniyle yapısal veya yapısal olmayan önemli bir hasar görülmeyen binadır. Bu, binada hiçbir çizik yok anlamına gelmeyebilir. Bazen çok küçük boya çatlakları, eski sıva izleri veya depremle ilgisi olmayan yüzeysel kusurlar olabilir. Fakat deprem kaynaklı anlamlı bir hasar tespit edilmemişse bina hasarsız olarak değerlendirilebilir.
Hasarsız bina genellikle kullanılabilir kabul edilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Hasarsız kararı, binanın gelecekteki büyük depremlerde kesin güvenli olduğunu göstermez. Sadece son depremde hasar almadığını ifade eder.
Özellikle eski binalarda, hasarsız sonucu çıksa bile eğer gözlemsel şüpheler de mevcutsa(deprem ille ilgisiz) bina performansının ayrıca incelenmesi gerekebilir. Çünkü bina depremde hasar almamış olabilir; fakat bu durum, binanın yönetmeliğe uygun olduğu anlamına gelmez. Deprem etkisi binaya düşük gelmiş olabilir, zemin hareketi binanın bulunduğu noktada daha az olmuş olabilir veya binada hasar olmasa da gözle görülmeyen bazı zayıflıklar(beton kalitesinin düşük olması vb. gibi) bulunabilir.
Az Hasarlı Bina Nedir?
Az hasarlı bina, deprem nedeniyle genellikle taşıyıcı olmayan elemanlarda hafif hasar görülen binadır. Örneğin sıva çatlakları, boya dökülmeleri, seramik kırıkları, dolgu duvarlarda çatlaklar, kaplama ayrılmaları, pencere çevresi çatlakları gibi hasarlar az hasar kapsamında değerlendirilebilir.
Az hasarlı binalarda taşıyıcı sistemde ciddi bir hasar beklenmez. Yani kolon, kiriş, perde, döşeme gibi ana taşıyıcı elemanlarda binanın güvenliğini doğrudan tehdit eden ağır hasar olmamalıdır.
Ancak “az hasarlı” ifadesi “hiçbir şey yapmaya gerek yok” anlamına gelmez. Az hasarlı binalarda da onarım yapılması gerekir. Çatlak, sıva ve kaplama tamirleri yapılmalı, duvar ayrılmaları giderilmeli, su yalıtımı, tesisat ve cephe elemanları gibi genel olarak kontrol edilmelidir.
Orta Hasarlı Bina Nedir?
Orta hasarlı bina, deprem nedeniyle taşıyıcı sistemde veya yapısal elemanlarda belirli düzeyde hasar oluşmuş, ancak binanın tamamen göçmüş veya onarılamaz durumda olmadığı düşünülen binadır. Orta hasarlı yapıların kullanımı risklidir. Bu binalarda genellikle güçlendirme gündeme gelir.
Orta hasarlı bina için en kritik konulardan biri şudur: Bu tür binalar, gerekli teknik inceleme yapılmadan ve mevzuata uygun güçlendirme tamamlanmadan güvenli kabul edilmemelidir.
Orta hasarlı bir binada hasar sınıfından emin olamıyorsak, şüphelerimiz varsa veya yapımızın orta hasarlı olduğundan daha da emin olmak istiyorsak itirazda bulunup tekrar hasar tespiti yapılmasını isteyebiliriz. Bu tabi ki sadece orta hasarlı tespit edilen binalara mahsus değildir. Her hasar sınıfı için itiraz edilebilir. Çünkü bazı durumlarda hasar sınıfı yanlış tespit edilebiliyor. Tekrar ekiplerin gelmesi sonrasında binamız orta hasarlı olarak da kalabilir, az hasarlıya da dönebilir, ağır hasarlıya da dönebilir. Yani hasar sınıfı aynı da kalabilir değişe de bilir.
Hasar tespitleri resmi ekipler tarafından yapıldığı için özel firmaların yaptığı hasar tespitlerinin bir geçerliliği yoktur. Resmi ekiplerin yaptığı hasar tespitlerine itiraz ederek yeniden inceleme isteyebilirsiniz. Yeniden yapılan incelemeler sonucunda yine itiraz etmek istiyorsanız yargı yoluna başvurabilirsiniz. Bu süreçte yetkili ve özel firmalardan aldığınız raporlar dosyaya ek olarak eklenebilir ancak zaten mahkeme bilirkişi atayarak teknik inceleme yaptıracağı için yine sizin özel bir fimadan hasar tespiti yaptırmanıza gerek olmadığını düşünüyoruz. Yani kısacası yine hasar tespitine itiraz etmek istiyorsak bununla ilgili yasal süreç de başlatabiliriz. Sürecin uzun sürmesi vb durumlardan dolayı ön bilgi almak istiyorsak ve her ihtimale karşı elimizde bir belge olsun derseniz yetkili ve uzman bir firmaya binamızı inceleterek bina performans analizi yaptırabilir ve rapor doğrultusunda daha doğru hareket edebilirsiniz. Hukuki süreçler ile ilgili muhakkak konusunda uzman kişilerden daha detaylı bilgi almanızı tavsiye ederiz. Yargı yoluyla hasar derecesi değişikliği yapılabiliyor ancak süreç ile ilgili size en doğru yol haritasını alanında uzman hukuk insanları verecektir. Her duruma, şarta ve zamana göre işleyiş değişkenlik gösterebileceği için sizi en doğru yönlendirecek olanlar resmi kurumlar, yetkili mühendislik ile hukuk uzmanlarıdır.
Orta hasarlı bir binada yapılması gereken işlem basit boya, sıva veya alçı tamiri değildir. Önce detaylı mühendislik incelemesi yapılmalı, gerekirse performans analizi hazırlanmalı, taşıyıcı sistemin durumu belirlenmeli ve güçlendirme projesi oluşturulmalıdır.
Güçlendirme, yalnızca birkaç çatlağa epoksi sürmek değildir. Güçlendirme; kolon mantolama, perde ekleme, karbon lifli polimer uygulaması, çelik güçlendirme, temel güçlendirme, kiriş güçlendirme, birleşim bölgelerinin iyileştirilmesi gibi mühendislik tasarımı gerektiren işlemlerden oluşabilir. Hangi yöntemin kullanılacağı binanın mevcut durumuna göre belirlenir.
Maliyet analizi yapılır ve bazı durumlarda güçlendirme bazı durumlarda ise yıkarak tekrar yapma yoluna gidilir.
Hangi Durumlarda “Güçlendirme”, Hangi Durumlarda “Yıkım” Kararı Alınır?
Mühendisler ve mülk sahipleri maliyet analizi yaparken şu teknik ve ekonomik durumları terazinin iki kefesine koyarlar:
Güçlendirmenin Tercih Edildiği Durumlar:
– Maliyetin Uygun Olması (%50 Kuralı): Detaylı bir mühendislik hesabı yapıldıktan sonra çıkan güçlendirme maliyeti, binanın yıkılıp sıfırdan yapılma maliyetinin %50’sinin altındaysa ekonomik olarak güçlendirme mantıklıdır denilebilir.
– Hasarın Bölgesel / Sınırlı Olması: Binanın ana omurgası (genel taşıyıcı sistemi) ayaktaysa, sadece zemin kat veya belirli bölgelerdeki kolon/kirişlerde lokal hasarlar varsa güçlendirme hızlı ve etkili bir çözüm olabilir.
– İmar Haklarının Kaybedilme Riski: En kritik durumlardan biridir. Bina eski imar planına göre örneğin 8 katlı yapılmıştır ama yeni imar planında o bölgeye en fazla 5 kat izni veriliyordur. Eğer bina yıkılırsa 3 kat (yani en az 3 daire sahibi) hakkını kaybedecektir. Bu gibi imar kaybı yaşanacak durumlarda malikler ne pahasına olursa olsun güçlendirmeyi seçerler. (Not: Son yıllarda başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve İzmir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere birçok yerel yönetim, riskli yapıların dönüşümünü hızlandırmak için “Ruhsatlı mevcut binaların yıkılıp yenilenmesi halinde kat adedinin ve taban alanının korunmasına” yönelik özel imar planı notu değişiklikleri yürürlüğe koymuştur. Ancak bu istisnaların her ilçede veya parselde geçerli olmaması nedeniyle, imar kaybı riski hâlâ güçlendirme kararını tetikleyen güçlü etkenlerden biri durumunda olabilir. Bu nedenle yerel idare ile görüşülmelidir.)
Yıkıp Yeniden Yapmanın (Kentsel Dönüşüm) Tercih Edildiği Durumlar:
– Maliyetin Yüksek Olması: Güçlendirme masrafı, yeni bina yapım maliyetinin %50’sini, hele ki %70’ini aşiyorsa o binaya para harcamak mantıksızdır. Çünkü harcanan paraya rağmen bina “eski bina” statüsünde kalacaktır.
– Malzeme Kalitesinin Çok Düşük Olması: Yapılan testlerde (karot) beton dayanımı çok düşük çıkmışsa (örneğin deniz kumu kullanılmış, beton ufalanıyor) veya donatı (demir) miktarı neredeyse yok denecek kadar azsa, o binayı güçlendirmek “çürük bir zemine makyaj yapmak” gibidir. Mühendisler bu binalar için doğrudan yıkım önerir. Kısacası bina riskliyse ve güçlendirilemeyecek durumdaysa yıkımdan başka bir seçenek yok diyebiliriz.
– Zemin Problemleri: Binanın oturduğu zeminde ciddi sıvılaşma, heyelan riski veya fay hattı oturması varsa, sadece binayı güçlendirmek yetmez. Temel ve zemin ıslahı maliyetleri astronomik seviyelere ulaştığı için yıkım tek çare olabilir.
– Ekonomik Ömrünü Tamamlamış Olması: Bina çok eskiyse, tesisatları bitmişse, mimari olarak günümüz ihtiyaçlarını karşılamıyorsa (örneğin asansörsüz, yalıtımsız vb.) malikler yenilenmeyi tercih edebilir.
Bu Kararı Kim Verir?
Bu karar tek bir kişinin tekelinde değildir; teknik, idari ve hukuki olmak üzere 3 aşamalı bir karar mekanizması işler:
1. Teknik Kararı: “İnşaat Mühendisleri ve Laboratuvar” Verir
Öncelikle binadan karot numuneleri alan, demir röntgeni çeken ve bilgisayar ortamında binanın deprem modellemesini yapan lisanslı inşaat mühendisleri bir rapor hazırlar. Mühendis, raporun sonuna teknik kanaatini yazar: “Bu bina teknik olarak güçlendirilebilir” veya “Bu binanın güçlendirilmesi hayati risk taşır, yıkılmalıdır”.
2. Hukuki ve Finansal Kararı: “Kat Malikleri (Mülk Sahipleri)” Verir
Mühendisin sunduğu rapor ve maliyet analizinin ardından nihai kararı verecek olanlar kat malikleridir.
– Güçlendirme Kararı İçin: Kat Malikleri Kanunu ve deprem mevzuatına göre, binanın güçlendirilebilmesi için apartmandaki maliklerin en az %80’inin (beşte dördünün) “Evet” oyu vermesi ve güçlendirme maliyetine ortak olması gerekir.
– Yıkıp Yeniden Yapma (Kentsel Dönüşüm) Kararı İçin: 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu kapsamında, binayı yıkıp bir müteahhitle anlaşarak yeniden yapmak için %50 + 1 (Sayı ve arsa payı çoğunluğu) yeterlidir. Maliklerin yarıdan bir fazlası onay verirse yıkım ve yenileme süreci başlar. Bu orta hasarlı binalar için geçerlidir. İzlenecek yol veya çeşitli yollar ile ilgili yine de uzmanlardan destek alınmalıdır.
Örneğin daha farklı bir durumdan bahsedelim; şüphelerimiz doğrultusunda binamıza deprem performans analizi yaptırdık ve raporda binamızın riskli olduğu ve yıkılması gerektiği yazdığını varsayalım. Malikler olarak da binamızın kentsel dönüşüm kapsamında yıkılmasını istiyoruz diyelim. Bu süreçte resmi kurumlara riskli yapı tespiti başvurusunda bulunulabilir.
Ancak malikler olarak binamızın yıkılmasını istemememize rağmen eğer bina performans analizine göre bina riskli ve yıkılması gerekmektedir gibi bir rapor çıkarsa ve maliklerden biri bu rapora dayanarak riskli yapı tespiti başvurusunda bulunursa ve bu tespit sonucunda yapı riskli olarak tespit edilirse yine yıkım süreci başlar üstelik %50+1 e ulaşmaya gerek kalmaz. Bu vb. durumlarda bina deprem performans analizinin sonuçları yapının yıkımı olabilir. İzlenecek yol veya çeşitli yollar ile ilgili her zaman uzmanlardan destek alınmalıdır.
3. İdari ve Resmî Onayı: “Belediye ve Bakanlık” Verir
Malikler kendi aralarında karar alsa bile süreç kamunun onayı olmadan ilerleyemez.
– Eğer güçlendirme seçildiyse; hazırlanan güçlendirme projesi ilgili Belediyeye sunulur. Belediye projeyi onaylarsa “Güçlendirme Ruhsatı” verir ve inşaat başlar.
– Eğer yıkım seçildiyse; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı veya yetkili belediye binayı “Riskli Yapı” olarak tescil eder, tahliye tebligatı gönderir ve yıkım ruhsatını onaylar.
Özetle: Mühendis teknik sınırları çizer ve maliyeti hesaplar; kat malikleri yasal çoğunluğu sağlayarak cüzdanına ve geleceğine göre yolu seçer; belediye ise bu seçimin mevzuata uygunluğunu onaylar.
Süreci “Maliklerin yetkili olduğu durumlar” ve “Devletin ipleri eline aldığı durumlar” olarak ikiye ayırabiliriz:
1. Kararın Maliklere Ait Olduğu Durum (Yasal Süre İçinde)
Resmî hasar tespiti tamamlanıp binaya “orta hasarlı” mührü vurulduktan sonra, devlet maliklere yasal bir süre tanır. Bu süre zarfında karar hakkı maliklerdedir:
– Malikler toplanır, maliyet analizi yapar ve en az %80 çoğunlukla “Biz bu binayı güçlendireceğiz” kararı alabilirler.
– Veya %50+1 (salt çoğunlukla) “Kentsel dönüşüme sokup yıkacağız” diyebilirler. Bu yasal süre içinde malikler uzlaşıp bir projeye başlarsa, inisiyatif onlardadır.2. Kararın Maliklerden Çıktığı ve Devletin Zorla Devreye Girdiği Durumlar
Aşağıdaki 3 durumda, malikler ne karar alırsa alsın (isterlerse %100 “yıkılmasın” desinler), binanın kaderini tamamen kamu idaresi (Belediye ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı) belirler ve bina doğrudan yıkılır:
– Yasal Sürenin Aşılması (En Sık Yaşanan Durum): Kanun der ki; orta hasarlı bina sahipleri kendilerine tanınan yasal süre içinde (mevzuata göre değişiklik göstermekle birlikte genellikle 1 yıl içinde) güçlendirme projelerini hazırlayıp belediyeden ruhsat almak ve işe başlamak zorundadır. Malikler bu süre içinde anlaşamaz, parayı toplayamaz veya süreyi kaçırırsa, bina otomatik olarak “Ağır Hasarlı / Hak Sahibi Yapısı” statüsüne geçebilir. Bu andan itibaren maliklerin rızası aranmaksızın bina devlet eliyle zorunlu olarak yıkılır. Konuyla ilgili resmi kurum, ilgili idare ve uzman kişilerden güncel bilgi almanızı tavsiye ederiz.
– Teknik İmkansızlık (Mühendislik Engeli): Maliklerin %100’ü “Biz bu binayı güçlendirmek istiyoruz, paramız da var” dese bile, yetkili mühendislik firmasının yaptığı Deprem Performans Analizi sonucunda bina zemininden veya taşıyıcı sistem yapısından dolayı “Bu binanın güçlendirilmesi teknik olarak imkansızdır, bina sonraki ilk depremde çökebilir” raporu çıkarsa, belediye güçlendirme ruhsatı vermez. Ruhsat alınamadığı için bina yine yıkım listesine alınır.
– Çevre ve Can Güvenliği Riski (Durumun Kötüleşmesi): Kağıt üzerinde “orta hasarlı” olarak tescil edilmiş bir bina; devam eden artçı depremler, yapısal yorgunluk veya gözden kaçan gizli hasarlar nedeniyle zamanla geometrik yapısını kaybedip yana yatmaya veya kendi kendine yıkılacak duruma gelebilir. Eğer bina bu süreçte çevre yapılara veya caddeye devrilme riski taşırsa, mülkiyet hakkı askıya alınır. Vali veya kaymakamlık talimatıyla, maliklerin kararı veya yeni bir rapor süreci beklenmeksizin kamu sağlığı gerekçesiyle bina resen (doğrudan) yıkılır.
Özetle:
Orta hasarlı bir binada maliklerin karar hakkı koşulsuz ve sonsuz bir hak değildir. Maliklerin kararı sadece “devletin verdiği yasal süre içinde uzlaşabilmeleri ve binayı teknik olarak kurtarabilmeleri” şartıyla geçerlidir. Malikler arasındaki anlaşmazlıklar veya finansal yetersizlikler nedeniyle zaman kaybedildiğinde, devlet mülkiyet hakkını dinlemez, can güvenliği gerekçesiyle binayı yıkar.
Yani orta hasarlı binanın yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi alınarak güçlendirme yapılmadan kullanımına izin verilmez.
Yönetmelikte konu ile ilgili şöyle bir madde vardır: Orta hasarlı binalar 7269 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin (b) fıkrası hükümleri doğrultusunda yerel düzey afet enkaz kaldırma grubu koordinasyonunda yıktırılır, anılan fıkrada bahsi geçen 1 yıllık süre için kesin hasar tespit ilanı, itiraz varsa itiraz hasar tespit ilanı, idari yargı kararı var ise bu tarih, güçlendirme için yapı ruhsatı alındı ise ruhsat tarihi dikkate alınır.
7269 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinden bir kesiti de sizlerle paylaşalım:
“b) (Değişik: 31/8/1999-KHK-574/1 md.) Hasar görmüş, fakat ıslahı mümkün olan binaların fen kurullarının göstereceği şartlara göre tamiri yapılıncaya kadar içine girilmesine ve oturulmasına izin verilemez. Bu binalar 1 yıl içinde tamir ettirilmediği ve itiraz da olmadığı takdirde yukarıdaki esaslar dahilinde yıktırılır.
İtiraz halinde, bu itiraz yukarıdaki mahalli idare kurullarınca 5 gün içinde incelenir ve karara bağlanır. İtiraz sebepleri yerinde görüldüğü takdirde süre 6 ay daha uzatılır.”
Ağır Hasarlı Bina Nedir?
Ağır hasarlı bina, deprem nedeniyle taşıyıcı sisteminde ciddi hasar oluşmuş ve güvenli kullanımı mümkün olmayan binadır. Bu binalarda taşıma gücü büyük ölçüde azalmış olabilir. Kolonlarda ezilme, beton dökülmesi, donatı burkulması, kirişlerde büyük kesme çatlakları, perdelerde ezilme ve ayrılma, kat ötelenmesi, kısmi göçme gibi durumlar görülebilir.
Ağır hasarlı binalara girilmesi son derece tehlikelidir. Artçı depremler, rüzgâr, yağmur, küçük titreşimler veya kendi ağırlığı bile binada ilave hasara ya da göçmeye neden olabilir.
Ağır hasarlı bina genellikle yıkım sürecine konu olur. Bu tür binalarda “eşyalarımı alayım”, “birkaç dakika girsem bir şey olur mu”, “üst kata çıkıp belgelerimi alacağım” gibi düşünceler can güvenliği açısından çok risklidir. Ağır hasarlı binaya ancak yetkili ekiplerin izin verdiği, güvenlik tedbirlerinin alındığı ve kontrollü şekilde girilmelidir.
Ağır hasarlı kararı, bina sahipleri için hem teknik hem hukuki hem de ekonomik sonuçlar doğurur. Hak sahipliği, yıkım, tapu kaydı, borçlandırma, yeni konut veya kredi süreçleri genelde bu tespit sonucuyla ilişkilendirilir. “Ağır hasarlı kararı, bina sahipleri için sadece evlerinden taşınma zorunluluğu anlamına gelmez; aynı zamanda mülkiyetin kaderini belirleyen teknik, hukuki ve ekonomik bir dönüm noktasıdır. Çünkü binanın zorunlu yıkımından tapunun arsa payına dönüşmesine, devletin sunacağı afet konutu (TOKİ) olanaklarından kentsel dönüşüm kredilerine kadar tüm yasal süreçler doğrudan bu tespit sonucuyla şekillenir.”
Acil Yıkılacak Bina Nedir?
Acil yıkılacak bina, mevcut haliyle çevre ve can güvenliği açısından derhal tehlike oluşturan binadır. Bu binalar yalnızca hasarlı değil, aynı zamanda ani göçme veya çevresine zarar verme riski yüksek yapılardır.
Acil yıkılacak binalarda şu durumlar görülebilir:
Bina yana yatmış olabilir.
Taşıyıcı sistem büyük ölçüde ezilmiş veya kopmuş olabilir.
Katlardan biri kısmen çökmüş olabilir.
Kolonlar ciddi taşıma gücü kaybına uğramış olabilir.
Bina çevresindeki yapılara veya yola devrilme riski taşıyabilir.
Cephe, parapet, baca, kalkan duvar veya döşeme parçaları düşme tehlikesi oluşturabilir.
Bu tür yapılarda süreç daha hızlı işler. Çünkü bina yalnızca içinde oturanlar için değil, çevredeki insanlar için de risk oluşturur. Acil yıkılacak binalarda itiraz ve inceleme süreleri diğer hasar sınıflarına göre daha kısa olabilir. Bunun sebebi, tehlikenin bekletilemeyecek kadar ciddi olmasıdır.
Yıkık Bina Nedir?
Yıkık bina, deprem nedeniyle tamamen veya büyük ölçüde göçmüş binadır. Bu durumda artık klasik anlamda kullanılabilir bir yapıdan söz edilemez. Enkaz kaldırma, arama kurtarma, delil tespiti, mülkiyet, hak sahipliği ve yıkım sonrası işlemler gündeme gelir.
Yıkık binalarda özellikle enkazın izinsiz kaldırılması ciddi sorun doğurabilir. Çünkü enkaz, hem can kaybı varsa adli inceleme açısından hem de hasar ve sorumluluk tespiti açısından önem taşıyabilir. Bu nedenle yetkililerin bilgisi ve yönlendirmesi dışında mümkünse enkaz kaldırılmamalıdır.
Değerlendirme Dışı, Girilemeyen, Tespit Edilemedi ve Kapsam Dışı Ne Demektir?
Her bina klasik hasar sınıflarından birine hemen girmeyebilir.
“Girilemeyen” ifadesi, binaya kilitli olması, güvenlik riski bulunması veya fiili engel nedeniyle girilemediğini gösterebilir.
“Tespit edilemedi” ifadesi, binanın hasar durumunun mevcut şartlarda belirlenemediği anlamına gelebilir.
“Değerlendirme dışı” bazı özel durumlar için kullanılır. Örneğin daha önce ağır hasarlı olduğu halde yıkılmamış veya belirli sürede güçlendirilmemiş orta hasarlı binalar tekrar hasar tespitine alınmayabilir.
“Kapsam dışı” ise ilgili yapının hasar tespit sürecinin kapsamına girmediği durumları ifade edebilir. Örneğin bazı inşaat halindeki yapılar, fiili kullanım durumuna ve mevzuatına göre farklı değerlendirilir.
Bu sınıflar vatandaş açısından kafa karıştırıcı olabilir. Böyle bir sonuç çıkarsa mutlaka ilgili idareden açıklama alınmalı ve gerekiyorsa süresi içinde başvuru yapılmalıdır.
Hasar Tespitinde En Çok Bakılan Yapısal Hasarlar
Deprem hasarı denildiğinde sadece duvardaki çatlaklar düşünülmemelidir. Asıl önemli olan taşıyıcı sistemdir. Bir binanın taşıyıcı sistemi; kolonlar, kirişler, perdeler, döşemeler, temel ve bunların birleşimlerinden oluşur.
Kolon Hasarları
Kolonlar binanın düşey yüklerini ve deprem etkilerini taşıyan en kritik elemanlardandır. Kolonlarda oluşan hasar çok ciddiye alınmalıdır.
Kolonda ince sıva çatlağı ile yapısal çatlak aynı şey değildir. Sıva çatlağı yüzeysel olabilir; fakat kolonda diyagonal çatlak, ezilme, beton kabuğunun dökülmesi, donatının açığa çıkması, etriye aralıklarının yetersizliği nedeniyle betonun parçalanması veya boyuna donatının burkulması ciddi tehlike işaretidir.
Özellikle kolonun alt ve üst uç bölgelerinde oluşan ezilme ve kesme çatlakları deprem davranışı açısından önemlidir. Kolon hasarı olan binalarda hasar sınıfı ağırlaşabilir.
Kiriş Hasarları
Kirişlerde çatlaklar genellikle eğilme veya kesme etkisinden kaynaklanır. Kiriş ortasında aşağıdan yukarı doğru oluşan düşey çatlaklar eğilme çatlağı olabilir. Kiriş uçlarında diyagonal çatlaklar ise kesme hasarına işaret edebilir ve daha tehlikeli olabilir.
Kirişlerde beton dökülmesi, donatı açılması, mesnet bölgelerinde ezilme veya kolon-kiriş birleşimlerinde ayrılma varsa bu durum dikkatle değerlendirilmelidir.
Perde Duvar Hasarları
Betonarme perdeler deprem yüklerinin taşınmasında çok önemli elemanlardır. Perdelerde diyagonal çatlaklar, uç bölgelerde ezilme, beton ayrışması, donatı açığa çıkması veya perde boyunca geniş çatlaklar görülüyorsa bu hasarlar ciddi kabul edilir.
Perdeli yapılarda perde hasarı, binanın yatay yük taşıma kapasitesini doğrudan etkileyebilir.
Kolon-Kiriş Birleşim Bölgesi Hasarları
Kolon-kiriş birleşimleri deprem sırasında çok zorlanan bölgelerdir. Bu bölgelerde beton ezilmesi, çatlak yoğunlaşması, ayrılma veya donatı sıyrılması varsa tehlike büyük olabilir.
Birleşim bölgesi hasarı, bazen kolon veya kiriş hasarından daha kritik olabilir. Çünkü taşıyıcı sistemin bütünlüğünü bozabilir.
Dolgu Duvar Hasarları
Dolgu duvarlar taşıyıcı sistemin ana parçası gibi kabul edilmese de depremde önemli davranış gösterir. Duvarlarda X şeklinde çatlaklar, ezilme, ayrılma, devrilme veya kolon-kiriş çerçevesinden kopma görülebilir.
Dolgu duvarlar (tuğla, bims, gazbeton) binanın ana taşıyıcı sistemi (kolon/kiriş) olarak kabul edilmez. Bu nedenle, betonarme iskelette hiçbir hasar yokken sadece duvarlarda oluşan çatlak, devrilme veya kopmalar binayı “Az Hasarlı” statüsüne sokar.
Ancak yaygın ve büyük duvar hasarları hafife alınmamalıdır. Çünkü duvarlar, deprem yükünü ilk göğüsleyen “hava yastıkları” gibidir. Duvarların tamamen patlaması, binanın çok ciddi bir sarsıntı geçirdiğini gösterir ve taşıyıcı sistemde gözle görülmeyen gizli hasarların habercisi olabilir. Ayrıca, dükkan katlarında duvarların tamamen kaldırılması gibi düzensiz yerleşimler, binanın yük dengesini bozarak sonraki sarsıntılarda ani çökmelere (yumuşak kat etkisi) davetiye çıkarabilir.
Merdiven Hasarları
Merdivenler deprem sonrası tahliye için hayati önemdedir. Merdivenlerde kırılma, sahanlık ayrılması, basamak çatlakları veya taşıyıcı bağlantı sorunları varsa bina kullanımı riskli hale gelebilir.
Temel ve Zemin Kaynaklı Hasarlar
Bazen sorun üst yapıda değil zemindedir. Zemin sıvılaşması, farklı oturma, temel dönmesi, zemin yarılması veya istinat yapısı hasarı binada çatlaklara ve eğilmelere neden olabilir.
Zemin kaynaklı hasarlar her zaman gözle kolay anlaşılmaz. Binada kapıların kapanmaması, döşemede eğim, kolonlarda farklı çatlak düzeni, çevre zeminde oturma veya kaldırım ayrılması varsa zemin etkisi araştırılmalıdır.
Hasar Tespiti Binanın Eski Kusurlarını Dikkate Alır mı?
Hasar tespitinin temel amacı, son afet nedeniyle oluşan hasarı belirlemektir. Bu nedenle binanın ekonomik ömrünü tamamlamış olması, eski imalat kusurları, projedeki hatalar, geçmişten gelen çatlaklar veya deprem dışı nedenlerle oluşmuş bozulmalar doğrudan hasar derecesinin belirlenmesinde esas alınmazlar.
Bu durum vatandaş açısından bazen şaşırtıcıdır. Örneğin bina çok eski, betonu kötü veya donatısı yetersiz olabilir; ancak son depremde gözle görülür hasar oluşmadıysa hasarsız veya az hasarlı çıkabilir. Bu, binanın iyi olduğu anlamına gelmez. Sadece hasar tespitinin kapsamı farklıdır.
Bu nedenle eski binalarda hasar tespiti dışında ayrıca riskli yapı tespiti veya performans analizi yaptırmak gerekebilir. Bu analizler sonucunda binanıza yıkılma kararı verilmesini göze almanız gerekmektedir. Çünkü analiz sonuçlarının olumsuz çıkması durumunda siz istemeseniz de binanıza yıkım kararı verilebilir ve elinizden bir şey gelmez. Bu konuda daha detaylı bilgi almak için “Deprem(Bina) Performans Analizi Nedir?” ve “Riskli Yapı Tespiti Nedir?” konulu yazılarımızı okumanızı ÖNEMLE tavsiye ederiz. Çünkü performans analizi ve riskli yapı tespiti birbirleriyle en çok karıştırılan 2 konu olmakla birlikte; Riskli Yapı Testi resmi kurumların yaptığı bir testtir ve binanızın riskli bir yapı olup güçlendirilemeyeceği tespit edildiği takdirde binanız için yıkım kararı çıkartılır ve bunu engelleyemezsiniz. Deprem Performans Analizinde ise bu analizi istediğiniz firma size raporu sunar, sadece bilgi amaçlıdır. Herhangi bir resmi kuruluş ile işiniz yoktur. Ancak maliklerden birinin bu analize dayanarak riskli yapı tespiti başvurusunda bulunması ve bu tespit sonucunda binanızın riskli bulunması gibi bazı durumlar ile yine yıkım süreci ile baş başa kalabilirsiniz. Bu vb. süreçler, hukuki süreçler istemeseniz bile binanızın yıkımına sebep olabilir.
Başka bir örnek verelim: Binanıza bina deprem performans analizi yaptırdınız ve güçlendirme yapmanız önerildi diyelim. Güçlendirme projesini idareye sundunuz ancak verilen süre içerisinde herhangi bir işlem yapmadınız. Bu sürecin sonunda sorumluluklarınızı yerine getirmezseniz yine istemeseniz bile elinizde olmadan binanızın yıkımı ile baş başa kalabilirsiniz. Bu sebeple yapacağınız işlemler ile ilgili alanında uzman mühendis ve hukukçular ile ayrıca resmi kurumlar ile görüşerek doğru bilgi almaya muhakkak özen gösterin.
“Bu nedenle, eski binalarda hasar tespitinin ötesinde bir ‘Riskli Yapı Tespiti’ yaptırmadan önce mülk sahiplerinin bu sürecin yasal sonuçlarını çok iyi bilmesi gerekir. 6306 sayılı Kanun kapsamında yapılan bu analizlerin olumsuz sonuçlanması, binanın kaderini tamamen devlet idaresine teslim eder. Rapor sisteme işlendikten sonra maliklerin süreci iptal etme veya durdurma yetkisi yoktur; bina resmi olarak ‘Riskli Yapı’ tescili alır, tapuya şerh düşülür ve yasal tahliye sürelerinin ardından siz istemeseniz bile bina kamu eliyle zorunlu olarak yıkılır.”
Riskli yapı tespiti ile bina performans analizini karıştırmamalısınız. Bina performans analizi yerine deprem performans analizi, deprem dayanım analizi, depreme dayanıklılık testi gibi terimler de kullanılmaktadır. Riskli yapı tespiti için ise riskli yapı testi de denilebilmektedir. Bazı kaynaklarda riskli yapı tespiti yerine de depreme dayanıklılık testi gibi terimler kullanıldığından iyice bilgi ve terim karmaşası yaşanmaktadır. Unutmayın; riskli yapı tespiti kentsel dönüşüm yasası kapsamında resmi kurumlara başvurarak yaptırabileceğiniz ve binanızın riskli çıkması durumunda sürece müdahale edemeyeceğiniz bir uygulama. Deprem performans analizi ise ilgili ve yetkili mühendislik firmalarından binanızın durumunu öğrenmek, olası bir depremde binanızın nasıl davranacağını görmek yani kısacası binanız hakkında bilgi almak için yaptırabileceğiniz bir uygulama olup çoğu zaman kontrolün sizde olduğu bir uygulamadır. Rapor maliklere verilir ve binanızın riskli olma durumunda bir yaptırımla karşılaşmazsınız. Ancak herhangi bir resmi veya hukuki süreçte bu rapor kullanılırsa(yukarıda bahsettiğimiz gibi) yine binanızın yıkımına kadar giden bir sürece dahil olma ihtimaliniz de vardır. Konuyla ilgili daha detaylı bilgi için sitemizde arama yapabilir ve konularla ilgili çok daha detaylı olan yazılarımızı okuyabilirsiniz.
Hasar Tespiti Sonucu Nereden Öğrenilir?
Hasar tespit sonuçları e-Devlet üzerinden, ilgili bakanlık sistemlerinden, valilik, kaymakamlık, muhtarlık veya il müdürlüğü duyurularından öğrenilebilir. Sonuçlar genellikle bina kodu, adres, bağımsız bölüm bilgisi ve hasar derecesi üzerinden sorgulanır.
Sonucu öğrenirken şu bilgilerin doğru olup olmadığı kontrol edilmelidir:
Adres doğru mu?
Bina kodu doğru mu?
Bağımsız bölüm bilgisi doğru mu?
Ad – soyad veya malik/kullanıcı bilgileri doğru mu?
Hasar derecesi hangi bina için verilmiş?
Aynı parselde birden fazla yapı varsa doğru yapı mı değerlendirilmiş?
Bitişik nizam veya site içi bloklarda karışıklık var mı?
Özellikle büyük afetlerde adres, blok, kapı numarası, bağımsız bölüm ve bina kodu karışıklıkları yaşanabilir. Bu nedenle sonuç görülür görülmez sadece hasar sınıfına değil, bilgilerin doğruluğuna da bakılmalıdır.
Hasar Tespitine İtiraz Edilebilir mi?
Evet, hasar tespit sonucuna itiraz edilebilir. İtiraz süresi ve yöntemi ilgili mevzuat ve duyurulara göre belirlenir. Genel uygulamada acil yıkılacak binalar için süre çok kısa, diğer hasar sınıfları için daha uzundur.
İtiraz, hasar derecesinin yanlış olduğunu düşünen kişiler tarafından yapılabilir. Örneğin bina az hasarlı verilmiş ama malik orta hasarlı olduğunu düşünüyorsa itiraz edebilir. Ya da bina ağır hasarlı verilmiş, malik bunun hatalı olduğunu düşünüyorsa yine itiraz edebilir.
İtiraz yalnızca “ben bu sonucu beğenmedim” şeklinde düşünülmemelidir. İtirazda mümkünse teknik gerekçeler, fotoğraflar, varsa özel mühendis raporu, bina bilgileri ve açık talepler yer almalıdır. Bunların hepsi şart değildir ancak her ihtimale karşı itirazınızı desteklemenizin size bir zararı olmaz. Şartlar doğrultusunda elinizdeki argümanları kullanabilirsiniz. Ayrıca elinizdeki bu belgeleri itirazlarınızın dayanakları olarak gelen ekibe göstermenizin de önemli faydaları olabilir.
İtirazda dikkat edilmesi gerekenler:
Süre kaçırılmamalıdır.
Bina kodu doğru yazılmalıdır.
Adres açık belirtilmelidir.
Bağımsız bölüm bilgileri kontrol edilmelidir.
İtiraz gerekçesi net olmalıdır.
Varsa fotoğraf ve teknik rapor eklenmelidir.
Bir binada birden fazla bağımsız bölüm varsa tek bir bağımsız bölüm kullanıcısının başvurusu tüm bina için yeniden değerlendirme yapılmasına yeterli olabilir.
İtiraz sonrası bina tekrar incelenir. İtiraz incelemesini yapan ekip, ilk tespiti yapan ekiple aynı kişilerden oluşmaz. Bu, değerlendirmenin daha sağlıklı yapılması için önemlidir.
Maalesef internette bir çok hukuk bürosunun paylaştığı doğru dayanakların yer almadığı hasar tespit raporuna örnek itiraz dilekçeleri yer almaktadır. Bu dilekçelerde binadan beton numunelerinin aşınmadan hasar tespiti yapıldığını, bu işlemin uygun olmadığı gibi gerekçeler yazılmış ancak yazımızda da bahsettiğimiz gibi hasar tespiti gözlemsel yapılır. İtiraz sonrası gelecek yeni ekip de yine gözlemsel olarak binayı inceleyerek hasar tespitinde bulunacaklardır. Hiç bir hasar tespit ekibi(itiraz sonrası gelenler de) betondan numune almaz, donatıları incelemez, binanın nasıl yapıldığıyla ilgilenmez, yönetmeliğe uygun mu değil mi, depreme dayanıklı mı değil mi asla incelemez. Bu yüzden bu süreçlerde hukuki destek kadar mühendislerden de teknik destek almanız çok önemlidir. Hukukçuların dahi teknik destek alması gerekmektedir.
Hasar Tespiti Yapılmamışsa Ne Yapılmalı?
Bazen deprem sonrası bazı binaların hasar tespiti hiç yapılmamış olabilir. Bunun nedeni adres karışıklığı, binaya ulaşılamaması, sistemde kayıt sorunu veya yoğunluk olabilir.
Böyle bir durumda vatandaşın beklememesi gerekir. İlan süresi içinde ilgili idareye başvuru yapılmalıdır. “Nasıl olsa gelirler” düşüncesi hak kaybına neden olabilir. Özellikle genel hayata etkili afetlerde, belirli süre içinde başvuru yapılmazsa sonradan hasar tespiti yapılması mümkün olmayabilir.
Bu nedenle bina için sonuç görünmüyorsa, “tespit edilmedi” yazıyorsa veya hiç kayıt yoksa hemen kaymakamlık, il müdürlüğü, e-Devlet başvuru sistemi veya duyurulan başvuru noktalarına müracaat edilmelidir.
Hasar Tespiti Sonucu Binaya Girilip Girilemeyeceğini Belirler mi?
Evet, hasar tespiti binanın kullanım durumuyla yakından ilişkilidir. Ancak vatandaş açısından karar her zaman sadece etikete bakılarak verilmemelidir.
Hasarsız veya az hasarlı binalara genellikle kontrollü şekilde girilebilir. Fakat artçı depremler devam ediyorsa, binada düşme riski olan parçalar varsa, komşu bina tehlikeliyse gibi benzeri durumlarda dikkatli olunmalıdır.
Orta hasarlı binalar güvenli kabul edilmemelidir. Gerekli inceleme, onarım ve güçlendirme yapılmadan sürekli kullanım sakıncalıdır.
Ağır hasarlı ve acil yıkılacak binalara girilmemelidir. Bu binalara eşya almak için bile girilmesi tehlikelidir. Yetkililer izin vermedikçe içeri girilmemelidir.
Yıkık binalarda ise enkaz alanı güvenlik ve adli süreçler açısından mümkün olduğunca kontrol altında olmalıdır.
Hasar Tespiti ve Hak Sahipliği İlişkisi
Hasar tespiti, afet sonrası hak sahipliği süreçlerinde önemli bir temel oluşturur. Hak sahipliği; yıkılan, ağır hasar gören veya oturulamayacak derecede zarar gören binalarla ilgili olarak afetzedelerin yeniden yapılacak konutlardan, iş yerlerinden veya kredilerden yararlanma durumunu ifade eder.
Ancak hasar tespit sonucu tek başına her zaman otomatik hak sahipliği anlamına gelmez. Hak sahipliği için mülkiyet, ikamet, kullanım amacı, afet bölgesi durumu, başvuru süresi ve ilgili mevzuat şartları birlikte değerlendirilir.
Örneğin bir binanın ağır hasarlı olması önemli bir şart olabilir; fakat kişinin o bina ile mülkiyet veya kullanım ilişkisi, başvuru süresi ve diğer şartlar da incelenir. Bu nedenle hasar tespit sonucu açıklandıktan sonra hak sahipliği başvuruları ayrıca takip edilmelidir.
Orta Hasarlı Bina Güçlendirilebilir mi?
Orta hasarlı binalarda güçlendirme mümkündür; ancak bu karar basit gözlemle verilmez. Önce detaylı teknik inceleme yapılmalıdır. Binanın taşıyıcı sistemi, beton dayanımı, donatı düzeni, temel durumu, zemin koşulları, mimari ve statik projeleri incelenmelidir.
Güçlendirme yapılacaksa şu adımlar izlenmelidir:
Mevcut yapı rölevesi alınır.
Beton dayanımı belirlenir.
Donatı tespiti yapılır.
Zemin bilgileri incelenir.
Taşıyıcı sistem modeli oluşturulur.
Deprem performans analizi yapılır.
Bina riskli değil ve güçlendirmeye uygunsa, güçlendirme projesi hazırlanır.
İlgili idareden gerekli izinler alınır.
Uygulama yetkin ekiplerce yapılır.
Uygulama sonrası yapı kullanımı için gerekli işlemler tamamlanır.
Güçlendirme maliyetli ve ciddi bir mühendislik işidir. Yanlış güçlendirme binayı daha güvenli yapmayabilir, hatta bazı durumlarda yapının davranışını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle orta hasarlı binalarda “ustaya yaptırdık, çatlakları kapattık, ustaya güçlendirme yaptırdık” anlayışı kesinlikle doğru değildir.
Az Hasarlı Binada Ne Yapılmalı?
Az hasarlı binalarda yapılabilecek işlemler:
Hasarlı sıva ve kaplamaların kaldırılması.
Duvar çatlaklarının uygun malzeme ile onarılması.
Seramik, alçı, boya ve cephe kaplamalarının yenilenmesi.
Tesisat kaçaklarının kontrol edilmesi.
Kapı ve pencere deformasyonlarının incelenmesi.
Çatı, baca, parapet ve dış cephe elemanlarının sabitlenmesi.
Ortak alanların kontrol edilmesi.
Apartmanlarda sadece daire içi tamir yapmak yeterli değildir. Bodrum, zemin kat, otopark, merdiven, asansör boşluğu, çatı ve ortak taşıyıcı elemanlar da kontrol edilmelidir.
Ağır Hasarlı Binadan Eşya Alınabilir mi?
Ağır hasarlı binadan eşya almak çok risklidir. Bina dışarıdan ayakta görünse bile taşıyıcı sistem ciddi zarar görmüş olabilir. Artçı deprem sırasında veya küçük bir titreşimle göçme meydana gelebilir.
Eşya alınacaksa bu işlem ancak yetkililerin izniyle, güvenlik önlemleri altında, kısa süreli ve kontrollü şekilde yapılmalıdır. Vatandaş kendi kararıyla ağır hasarlı binaya girmemelidir.
Acil yıkılacak binalarda ise risk daha da büyüktür. Bu binalara girilmesi çoğu zaman kesinlikle sakıncalıdır.
Hasar Tespitinde Sık Yapılan Hatalar
Deprem sonrası vatandaşların yaptığı bazı hatalar can güvenliğini ve hukuki süreci olumsuz etkileyebilir.
En sık yapılan hatalar şunlardır:
Hasar tespiti yapılmadan binaya girmek.
Ağır hasarlı binadan izinsiz eşya almaya çalışmak.
Çatlakları hemen alçı veya boya ile kapatmak.
İtiraz süresini kaçırmak.
Yanlış bina kodu ile işlem yapmak.
Sadece daire içine bakıp bina hakkında karar vermek.
Kolon çatlağını sıva çatlağı sanmak.
Özel raporu resmî hasar tespiti yerine koymak.
Az hasarlı sonucunu binanın tamamen güvenli olduğu şeklinde yorumlamak.
Orta hasarlı binada güçlendirme yapmadan oturmak.
Hasar fotoğraflarını belgelememek.
Enkazı izinsiz kaldırmak.
Bu hataların her biri ciddi sonuçlar doğurabilir.
Vatandaş Deprem Sonrası Ne Yapmalı?
Depremden sonra bina ile ilgili izlenecek doğru yol şu şekilde özetlenebilir:
Önce can güvenliği sağlanmalı.
Hasarlı görünen binaya girilmemeli.
Yetkili kurumların duyuruları takip edilmeli.
Hasar tespit sonucu sorgulanmalı.(Hasar tespiti için ekiplerin geciktiğini varsayalım ve binanızın hasar durumunu bilmiyorsunuz. Dolayısıyla evinize geçmekte de tereddütleriniz var. Tanıdığınız yeterince bilgi ve tecrübeye sahip bir inşaat mühendisinden binanızı incelemesi için ricada bulunabilirsiniz. Sadece resmi ekiplerin yapacağı tespit sizi bağlıyor olsa bile bilgisine, tecrübesine, uzmanlığına güvendiğiniz bir inşaat mühendisi de sizi genelde doğru şekilde yönlendirebilir ve binanızın muhtemel hasar durumu ile ilgili size bilgi verebilir. Her inşaat mühendisi hasar tespiti konusunda bilgilidir diyemeyiz, bu konuda bilgisi mümkünse eğitimi ve tecrübesi olan bir inşaat mühendisine danışmak önem taşımaktadır.
Adres, bina kodu ve bağımsız bölüm bilgileri kontrol edilmeli.
Hasar sonucu uygunsuz görünüyorsa süresi içinde itiraz edilmeli.
Bina az hasarlıysa teknik kontrol sonrası onarım yapılmalı.
Bina orta hasarlıysa performans analizi ve güçlendirme süreci değerlendirilmelidir.
Bina ağır hasarlı veya acil yıkılacak ise yetkililerin izni olmadan girilmemelidir.
Hak sahipliği ve yardım başvuruları ayrıca takip edilmelidir.
Tüm belgeler, fotoğraflar, raporlar ve başvuru kayıtları saklanmalıdır.
Apartman Yönetimleri İçin Öneriler
Deprem sonrası apartman yönetimlerinin sorumluluğu büyüktür. Çünkü hasar sadece tek bir daireyi değil, tüm binayı ilgilendirir.
Apartman yönetimi şu adımları atmalıdır:
Bina sakinlerini bilgilendirmelidir.
Hasar tespit sonucunu ortak alanda duyurmalıdır.
Ortak alanlardaki hasarları fotoğraflamalıdır.
Gerekirse bağımsız bir inşaat mühendisinden ön inceleme istemelidir.
İtiraz gerekiyorsa kat maliklerini bilgilendirip süreci kaçırmamalıdır.
Orta hasarlı binalarda güçlendirme sürecini profesyonel şekilde yürütmelidir.
Ağır hasarlı binalarda binaya girişleri engellemelidir.
Resmî yazışmaları ve karar defteri kayıtlarını düzenli tutmalıdır.
Apartmanlarda en büyük sorunlardan biri karar alma sürecidir. Bazı maliklerin “benim dairemde çatlak yok” demesi binanın güvenli olduğu anlamına gelmez. Hasar binanın ortak taşıyıcı sistemindeyse tüm bina etkilenir.
Kiracılar Hasar Tespit Sürecinde Ne Yapmalı?
Kiracılar da hasar tespit sonucunu takip etmelidir. Çünkü binanın güvenliği yalnızca malikleri değil, içinde yaşayan herkesi ilgilendirir.
Kiracı şu konulara dikkat etmelidir:
Bina hasar sonucunu öğrenmelidir.
Ev sahibinden ve apartman yönetiminden bilgi istemelidir.
Ağır hasarlı veya acil yıkılacak binada oturmamalıdır.
Orta hasarlı binada güçlendirme yapılmadan kalıcı kullanıma devam etmemelidir.
Kira sözleşmesi, ödeme belgeleri ve ikamet kayıtlarını saklamalıdır.
Afetzede yardımları için duyuruları takip etmelidir.
Kiracılar bazen “başvuru hakkı sadece ev sahibinin” diye düşünür. Geçmişte veya genelde durum bu şekilde olsa da yine de güncel duyurular takip edilmelidir. Çünkü bazı yardım ve barınma süreçlerinde kiracılar için de ayrı düzenlemeler olabilir. Bu nedenle resmî duyurular mutlaka takip edilmelidir.
Hasar Tespitinde Fotoğraf ve Belge Neden Önemlidir?
Deprem sonrası çekilen fotoğraflar ve saklanan belgeler çok önemlidir. Çünkü itiraz, sigorta, dava, hak sahipliği veya güçlendirme sürecinde bu belgeler gerekebilir.
Fotoğraf çekerken şu noktalara dikkat edilmelidir:
Çatlak yakın ve uzak açıdan çekilmelidir.
Fotoğraflar dışında video kaydı da alınabilir.
Hangi katta ve hangi elemanda olduğu not edilmelidir.
Kolon, kiriş, perde gibi elemanlar karıştırılmamalıdır.
Tarih bilgisi korunmalıdır.
Dış cephe, merdiven, bodrum ve ortak alanlar da belgelenmelidir.
Binanın genel görünümü çekilmelidir.
Tehlikeli binaya fotoğraf çekmek için girilmemelidir.
Belgeler arasında tapu, kira sözleşmesi, DASK poliçesi, belediye kayıtları, eski projeler, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi, önceki teknik raporlar ve başvuru kayıtları bulunabilir.
DASK ve Hasar Tespiti Aynı Şey mi?
DASK hasar süreci ile resmî hasar tespiti aynı şey değildir. DASK, zorunlu deprem sigortası kapsamında sigorta hasarını değerlendirir. Resmî hasar tespiti ise kamu idaresinin afet sonrası bina hasar derecesini belirlediği süreçtir.
Bir bina için DASK eksperi ayrı inceleme yapar, devletin hasar tespit ekibi ayrı inceleme yapar. Bu iki sürecin amacı ve sonucu farklıdır. DASK ödemesi sigorta sözleşmesi ve poliçe limitleriyle ilgilidir. Resmî hasar tespiti ise kullanım, yıkım, hak sahipliği ve idari işlemler açısından önemlidir.
Hasar Tespiti Sonucu Değişebilir mi?
Evet, hasar tespiti sonucu itiraz sonrası değişebilir. Az hasarlı olan bina orta hasarlıya, orta hasarlı olan bina ağır hasarlıya veya ağır hasarlı olan bina orta hasarlı gibi daha düşük sınıfa çevrilebilir. Bunun için yeniden teknik değerlendirme yapılır.
Ayrıca büyük artçı depremler yeni hasarlar oluşturabilir. Eğer hasar durumunu değiştirecek büyüklükte artçı deprem meydana gelirse, yeniden değerlendirme gündeme gelebilir.
Hasar derecesi resmî süreçle belirlenir ve değişiklik de resmî süreçle yapılır.
Hasar tespit ekibi gelmeden önce sıva, boya vb. tamiratlar ile yapıdaki hasarları kapatmak en büyük ve en tehlikeli hatalardan biridir. Hasarı gizlemek sadece kendinizi kandırmanıza yarar. Çünkü o binada oturan, gelen giden kişilerin ve çevresindekilerin de can güvenliğini hiçe saymış olursunuz. Hasar tespiti öncesi veya sonrası yapılan herhangi bir tamirat (güçlendirme dışında) binanın hasar durumunu gerçekte değiştirmez. Gerçekte orta veya ağır hasarlı olan bir binada, sadece makyaj yaparak oturmaya devam edersiniz. Bir sonraki depremde, artçı depremde veya herhangi bir titreşim sonrasında binanın yıkılma riski oldukça yüksek olabilir. Kendi canınızı veya başkalarının canını ciddi anlamda tehlikeye atmış olursunuz. Maalesef ülkemizin ve insanlarımızın içerisinde bulunduğu ekonomik koşullar bu gibi sonuçlar doğurabiliyor…
Resmi hasar tespit raporları devletin depremzedelere yapacağı yardımların yasal dayanaklarından biridir. Hasarları gizleyerek hak edebileceğiniz tüm devlet desteklerinden ve dask vb. ödemelerinden de mahrum kalabilirsiniz.
Ayrıca bu durum ileride yaşanacak bir yıkımda doğrudan kastı veya ağır ihmali doğurur. Bu da çok ciddi cezalar almanız demektedir. Binanın değeri düşmesin veya kiracılar kaçmasın vb. gibi sebeplerden ötürü hasarlı yerleri gizleyen kişiler aslında bile bile birilerinin canına da kast etmiş olurlar.
Tam tersi mümkün olduğunca fotoğraf veya video kaydı alın. Ekip geldiğinde mühendisi bilgilendirin. Fotoğraf ve videoları gösterin, gördüğünüz çatlak vb. hasarları gösterin. Doğru şekilde hasar tespitinin yapılmasına yardımcı olun ki hem sizin hem başkalarının can güvenliğini garantiye alın hem de yasal haklarınızı koruyun.
Sanane kardeşim ben tek yaşıyorum. İncelenirse evimin yıkılma riski olabilir. Evimi yıkmalarını istemiyorum yıkılırsa da benim üstüme yıkılır kime ne ben bunu kabul ediyorum ve bunun bilincindeyim de diyebilirsiniz. Ama o yıkılan bina çevresine zarar verip çevredekilerin can ve mal güvenliğini de tehlikeye atabilir bunu unutmayın !
Hasar Tespiti Sonrası Onarımda Nelere Dikkat Edilmeli?
Betonarme taşıyıcı elemanlarda gelişigüzel kırma, sıvama, kaynak, delme veya kaplama yapılmamalıdır.
Deprem sonrası zaten hasar görmüş bir taşıyıcı elemana bilinçsiz müdahale binanın güvenliğini daha da azaltabilir. Güçlendirmeyi işinin ehli yetkili mühendislere yaptırmalısınız.
Hasar Tespitinin Sınırları Nelerdir?
Hasar tespiti çok önemli bir çalışmadır; ancak detaylı bir şekilde yapının her şeyini kontrol eden bir inceleme değildir. Sadece yapının depremden dolayı hasar alıp almadığı ile ilgilenir ve bunu derecelendirir. Tam anlaşılabilmesi için biraz abartalım; Yapısal hataların olduğu, derme çatma, betonunun ufalandığı, betona test yapsanız mukavemetinin düşük çıkacağı, inceleseniz demirinin paslı çıkacağı eski bir bina düşünün. Hasar tespiti bunların hiç biri ile ilgilenmez yapı depremden dolayı hasar aldı mı almadı mı sadece buna bakar. Depremden önce ve depremden sonra
Hasar tespitinin sınırları şunlardır:
Genellikle hızlı yapılır.
Çoğunlukla gözlemsel değerlendirmeye dayanır.
Kolonun içindeki donatıyı göstermez.
Beton dayanımını belirlemez.
Temel sistemini vb. ayrıntılı açıp incelemez.
Binanın gelecekteki performansını hesaplamaz.
Proje ve uygulama uyumsuzluklarını ortaya koymaz.
Yapısal kusurları tespit etmeye çalışmaz.
Bu nedenle hasar tespiti, afet sonrası ilk ve resmî sınıflandırma olarak görülmelidir. Hasar tespitinin tek amacı o binanın depremde hasar alıp almadığı aldıysa da nasıl bir hasar aldığı ile ilgilidir ve gözlemsel yöntemlerle hızlı bir şekilde yapılır. Binanın deprem güvenliği ile ilgili detaylı bir bilgi için gerektiğinde daha detaylı mühendislik çalışmaları yapılmalıdır.
Hasar Tespiti Sonucunda “Az Hasarlı” Çıkan Bina Yine de Riskli Olabilir mi?
Evet, olabilir. Bu çok önemli bir noktadır.
Bir bina depremde az hasar almış olabilir. Fakat bu binanın beton kalitesi düşük, donatı detayları yetersiz, kolonları zayıf, zemin katı yumuşak kat davranışına açık veya projesiz yapılmış olabilir. Yaşanan deprem binaya kritik seviyede etki etmemişse bina fazla hasar almamış görünebilir.
Bu nedenle özellikle eski binalarda, mesela 2000 yılı öncesi yapılarda, bodrumu olmayan yapılarda, zemin katında dükkân bulunan binalarda, kısa kolon etkisi olan yapılarda, kaçak kat eklenmiş binalarda ve deniz/kil/gevşek zemin bölgelerinde hasar tespiti sonucu ne olursa olsun ancak gözlemsel tespitler sonucu şüphelendiğiniz durumlar varsa daha detaylı inceleme düşünülmelidir. Bu konuda daha detaylı bilgiler için sitemizde arama yapabilir veya yazı sonundaki benzer içerikleri inceleyebilirsiniz.
Sonuç:
Hasar Tespiti Hayati Bir Süreçtir Ama Tek Başına Her Şey Değildir
Deprem sonrası hasar tespiti, binaların afet nedeniyle gördüğü hasarı belirleyen, can güvenliği ve idari süreçler açısından hayati öneme sahip bir çalışmadır. Bu çalışma sayesinde hangi binaların kullanılabileceği, hangilerinin boşaltılması gerektiği, hangilerinin yıkılacağı ve hangi binalar için itiraz, güçlendirme veya hak sahipliği süreci yürütüleceği belirlenir.
Ancak hasar tespiti, binanın tüm mühendislik geçmişini ortaya koyan kapsamlı bir performans analizi değildir. Bu nedenle özellikle eski, düzensiz, projesiz, zemin problemi olan veya taşıyıcı sisteminden şüphe edilen binalarda hasar tespiti sonucuyla yetinilmemeli, gerekirse detaylı deprem performans analizi yaptırılmalıdır.
Deprem sonrası doğru davranış; panik yapmadan, fakat riski de küçümsemeden hareket etmektir. Hasar tespit sonucu takip edilmeli, süreler kaçırılmamalı, itiraz gerekiyorsa zamanında yapılmalı, ağır hasarlı ve acil yıkılacak binalara girilmemeli, orta hasarlı binalarda güçlendirme tamamlanmadan kullanım düşünülmemelidir.
Unutulmamalıdır ki deprem öldürmez; mühendislik hizmeti almamış, denetlenmemiş, zayıf ve hasarlı yapılar öldürür. Hasar tespiti ise depremden sonra bu yapıların durumunu anlamak için atılan ilk ve en önemli adımlardan biridir.
Kaynaklar:
AFAD Hasar Tespit Yönetmeliği haberi:
https://www.afad.gov.tr/afetler-sonrasi-bina-hasar-tespiti-yapilmasina-iliskin
https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2025/06/20250622-1.htm (Sayfa sonunda “Ekler için tıklayınız” ile pdf halindeki eklere de ulaşabilirsiniz.) (Ekler: Deprem Afeti Sonrası Bina Hasar Derecelendirme Yöntemi)
https://www.aa.com.tr/tr/gundem/afetler-sonrasi-bina-hasar-tespitine-iliskin-yonetmelik-resmi-gazetede/3607779
e-Devlet Hasar Tespit Sorgulama ve İtiraz:
https://www.turkiye.gov.tr/cevre-ve-sehircilik-hasar-tespit-sorgulama
Aynı zamanda T.C Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın bu sayfasından veya değiştiyse ve varsa güncel “Hasar Tespit Sorgulama” sayfasından da faydalanılabilir.
Hak Sahipliği Yönetmeliği PDF:
https://webdosya.csb.gov.tr/db/yapiisleri/icerikler/afet-sebeb-yle-haksah-b–olanlarin-tesp-t–hakkindak–yonetmel-k-20210506173927.pdf
Yönetmelik duyurusu / Resmî Gazete bağlantısı:
https://www.tbb.gov.tr/tr/mevzuat-duyurulari/afetler-sonrasi-bina-hasar-tespiti-yapilmasina-iliskin-genel-kurallar-hakkinda-yonetmelik
https://www.afad.gov.tr/afetzedeler-icin-7269-sayili-kanun-kapsaminda-soru-ve-cevaplar
https://www.icisleri.gov.tr/afaddan-deprem-bolgesi-icin-sikca-sorulan-sorular-ve-cevaplari
https://hatay.csb.gov.tr/haberler/deprem-bolgesindeki-uygulamalara-iliskin-sikca-sorulan-sorular-287174
Faydalanabileceğiniz diğer kaynaklar:
AFAD’ın hazırlamış olduğu soru cevap kitapçığı
Sayın Arş. Gör. Beyza GÖZ’ün hazırlamış olduğu “Depremzedeler için Bir Rehber”
Teknik Kaynaklar:
T.C Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı – Hasar Tespit Eğitim Dokümanları
İlgili veya benzer diğer konularda web sitemizde arama yaparak da bilgilenebilirsiniz.
Yeni Yazılardan Haberdar Olun
Yeni içerikler yayınlandığında e-posta ile bildirim almak için abone olun.

Siz de fikrinizi belirtin