Şunu demeyi çok isterdik. Eğer oturduğunuz veya oturacağınız evinizin iskanı varsa her şey yolunda…  Normal şartlar altında bu yeterli olmalı ama maalesef kağıt üzerinde yeterli olsa da gerçeklerle bağdaşmıyor!!!

Çünkü iskan, yapı kullanma izin belgesi olup, o binanın projesine uygun şekilde yapıldığını, güvenli ve içinde yaşamaya hazır  olduğunu gösterir ki belediye gibi resmi kurumlar tarafından verilir.  Ancak maalesef günümüzde yapıların iskanı olsa dahi projeye uygun yapılmamış olabilir, projesi hatalı olabilir, çürük zemine uygunsuz şekilde yapılmış olabilir, herhangi bir sebepten dolayı riskli bir yapı olabilir. Nitekim böyle olması da depremlerde müthiş yıkım ve can kayıplarına sebebiyet vermektedir… Ki şöyle bir durum da var; her şeyin normal olduğu, iyi denetlendiği, iskan verilmiş kaliteli bir yapının sonraki  süreçlerde uygun olmayacak duruma gelmesi/getirilmesi de mümkündür. Örneğin; her anlamıyla düzgün yapılmış bir yapıdır ancak dükkan sahibi kolon kesmiştir, afette ciddi yapısal hasar görmüştür, bodrum katı su almıştır ve donatıları çürümüştür gibi gibi durumlar da meydana gelebilir, gelmiş olabilir.

Evet önce kısa ve öz olarak size şunu söyleyelim. Normalde binanızın depreme dayanıklı olup olmadığını anlamanın yolu “Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği – 2018” esaslarına göre yapılacak olan Bina Deprem Performans Analizi ile incelenmesidir. Riskli yapı tespiti ise binanın olası bir depreme karşı güvenli olup olmadığı ile ilgili bilgi vermeyen, 6306 sayılı kanuna göre yapının yıkılıp yıkılmaması hakkında karar vermek için yapılan daha çok riskli/risksiz değerlendirmesi yapan daha basit bir incelemedir. Bu basit tanımlamalar size şimdilik bir fikir vermiş olsa da detaylarını bilmeniz büyük önem arz etmektedir ve lütfen yazımızın tamamını dikkatlice okuyunuz. Mümkünse konuyla ilgili çeşitli uzman kişilerden destek alınız. Çünkü eksik bilgiler ile yapacağınız bir hamle istemediğiniz sonuçlara evrilebilir.

Bu kısa bilgi sonrası baştan başlayalım:

Peki diyelim ki binamızın depreme dayanıklı olup olmadığını anlamak istiyoruz. Ne yapabiliriz? Ne yapmalıyız? İlk önce kendimiz bazı gözlemsel tespitlerde bulunabiliriz. Bu gözlemsel tespitler dışında yapıyı inşaa eden firmanın ne kadar güvenli olup olmadığını araştırabiliriz. Bu inşaatı yapan firma bu inşaatın başında ilgili mühendisleri bulundurdu mu bunu araştırabiliriz. Bulabilirsek inşaat halindeki resimlerini inceleyebiliriz. Etraftaki kişilerden bilgi toplayabiliriz. İnşaat sırasında orada çalışan mimar veya mühendislerden bilgi toplayabiliriz. Bir çok alternatif yollara de ayrıca başvurabiliriz. Ancak……

Ancak siz muhtemelen teknik bir personel değilsiniz. Bu saydıklarımız da birer yöntem kabul edilemez. Teknik bir personel olup olmamanızı da geçelim hafiye de değilsiniz. Bunları gözlemlemek, araştırmak zorunda da değilsiniz. Ki isteseniz bile bu denli bir çalışma yapmak hem çok zor olur hem de yapsanız bile her zaman olacağı gibi size ne kadar doğrulukta bir sonuç vereceği meçhuldur. Sadece bir çıkarımda bulunmanızı sağlar ve kafanızdaki soru işaretlerini silmese de belki azaltabilir. Oradan buradan duyduklarınızla bir çıkarım elde etmekten başka elinize bir şey geçmiş olmayacaktır.

Fatih Altaylı’nın programına katılan zamanın Türkiye Deprem Vakfı Yön. Kur. Bşk. Prof. Dr. Mustafa Erdik’in, Fatih Altaylı’nın “Vatandaş ev alırken neye bakması lazım, nasıl anlar bu evin depreme dayanıklı olduğunu, yeni yönetmeliğe göre yapıldıysa eğer sağlam mıdır?” sorusuna verdiği o güzel cevabı hatırlatalım: “Olay şu. Vatandaşın bunu anlamaması lazım. Yani herhangi bir şekilde o binaya iskan ruhsatı verildikten sonra bunun bilinir olması lazım, yoksa vatandaşın anlayacağı bir şey değildir. İskan yoksa da kimse oturamaz demektir. Yani olay budur. Yoksa bu şuna geliyor; o zaman insanlara öğretelim, adam gitsin evinde fıtık ameliyatı yapsın.”

Pekii….

Peki benim kendi başıma doğru sonuca ulaşmam çok zorsa ne yapmalıyım? Binanızı uzman kişilerin incelemesini sağlayabilirsiniz. Peki bu incelemeler veya testler ne kadar güvenli?… Bu testler de size %100 doğru sonucu vermez, veremez. Aslında hiç bir test size %100 doğru sonucu veremez. Bu testler sonucunda her şey olumlu çıksa da yine de binanızın depremde herhangi bir şekilde zarar görme ihtimali de yıkılma ihtimali de vardır. Çünkü bu testler ile sadece belli başlı şeylere bakılabildiği kadar bakılabilmektedir. Binanın yapım aşamasındaki şeffaflığını test edebilmeleri veya yapım aşamasındaki tüm detayları görebilmeleri pek mümkün değildir. Şimdi haklı olarak şunu sorabilirsiniz eee o zaman bu testler ne işe yarayacak? Bu testler size sadece şunları gösterebilir. Beton kalitesi, donatı kalitesi, projeye uygunluk, zemin, modelleme ile analiz, olası bir depremde binanın davranışı ve buna benzer konuların yani ölçülebilir, test edilebilir sonuçların size ulaşmasını sağlar. Başvuracağınız yöntem ile ilgili elde edeceğiniz bulgular, sonuçlar, detaylar  vb. değişiklik gösterecektir. Bu konu ve yöntemler ile ilgili çok daha ayrıntılı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.  Bu sonuçlar sizler için güçlü bulgular olsa da %100 doğrudur diyemeyiz. Yeni yapılan bir binada da olası depremde %100 yıkılmayacak diye kimse diyemez. “Yürürlükteki deprem yönetmeliğine uygun tasarlanıp doğru uygulanmış bir binanın, tasarım depreminde göçmemesi beklenir. Binanın her şeyi dört dörtlük olsa dahi %0,00001 ihtimal de olsa olası bir depremde bina çökebilir. Bu nedenle %100 doğru değildir dememizi yanlış algılamayın. Zaten hayattaki çoğu şeyin %100 doğruluğu yoktur.

Örneğin; nükleer santraller olağan binalardan çok daha yüksek güvenlik katsayılarıyla tasarlanır. Havalimanı, hastane, köprü, baraj gibi yapılar da olası depremlere karşı daha dayanımlı tasarlanır. Yani aslında yapıların kullanım amacına göre tasarlandığını söyleyebiliriz.

Konumuzu dağıtmadan kaldığımız yerden devam edelim 🙂

Evet, şimdi  bu genel bilgilerden sonra binamızla ilgili bir şeyler öğrenmek istiyoruz ve ne yapmamız gerekiyor sırasıyla gidelim:

Şimdi tabi ki isterseniz herhangi bir gözlemsel tespitiniz, şüpheniz olmadan da ben binamın incelenmesini istiyorum, ne var ne yok görmek istiyorum diyebilirsiniz. Bu sizin tercihinizdir ve deprem kuşağında bir ülke olmamızdan ayrıca malum yapılarımızın durumundan dolayı anlaşılabilir bir tercihtir. Normal şartlar altında ise biz öncelikle bazı gözlemsel tespitler yapılması ve bu tespitler sonucunda olumsuz görülen bir şeylerden sonra binanın kontrol edilmesi gerektiğine karar vermenizi tavsiye ediyoruz. Normalde durduk yere herhangi bir test yaptırmanıza gerek yoktur. Gözlemsel tespitleriniz, şüpheleriniz var ise binanız hakkında inceleme yapılmasına karar vermeniz sizin için daha doğru yoldur. Kendiniz gözlemsel tespit yapmak istemiyorsanız ilgili ve yetkili mühendislik firmalarından, çevrenizde tanıdığınız uzman inşaat mühendislerinden vs. inceleme talep edebilir ve fikir alarak bu konuda kararınızı verebilirsiniz. Dediğimiz gibi ne olur ne olmaz diyerek hiç bir gözlemsel tespit olmadan da bu yola girmeye karar verebilirsiniz, bazı gözlemsel tespitler sonucunda da bu yola girmeye karar verebilirsiniz.

Kısaca bu gözlemsel tespitlerden de bahsedelim. Bu tespitler çeşitlendirilebilir ve bazen bu kararı vermek için mühendislerden teknik destek, inceleme istemeniz daha doğru karar vermenizde önemli bir etken olabilir.

Binamızda donatı akması, korozyon, betonda dökülmeler, kiriş veya kolonlarda çatlaklar görürsek binamızın incelenmesi yoluna yönelebiliriz. 25 – 30(özellikle 2000 öncesi)  veya  daha fazla yılın üstü gibi eski bir binada oturuyorsak, deprem bölgesindeysek, fay hattına yakınsak yine binamızın incelenmesi yoluna yönelebiliriz.  Binamızın taşıyıcı sistemi nasıl, bodrum katı var mı ve varsa rutubetli mi, kat sayısı çok mu, zemin katında dükkanlar var mı ve varsa kat yüksekliği diğer katlardan farklı mı ve tasarımı projesinden farklı mı, bant pencere gibi kısa kolon etkisine sebep olacak bir uygulama var mı, tasarım veya uygulamasında herhangi bir düzensizlik var mı, hazır beton teknolojisi kullanılmış mı, yapı denetim hizmeti almış mı,  binada çıkma var mı, binaya müdahale edilmiş mi, iskanı var mı, depremde hasar görmüş mü gibi gibi bu ve benzeri bir çok konuda gözlem yapılabilir ve dediğimiz gibi bu gözlemleri de uzman bir mühendisin yapmasını sizler için daha doğru karar almanızda önemli bir etken olarak görüyoruz.

Not: Yazımızın devamında 2000 yılı öncesi yapılmış yapılar ve az katlı yapılar ile ilgili konuları biraz daha açarak tavsiyelerimizi daha da genişletmiş, şekillendirmiş ve tek kriter olmadıklarına dair çeşitli ayrıntılarla bilgilendirmiş olacağız.

 DİPNOT

—————–

 Yukarıda bahsettiğimiz özellikle 2000 yılı ve öncesinde yapılmış 25-30 yıllık veya daha eski yapıların yaşından dolayı gözlemsel olumsuz bir tespit olmasa dahi analizlerinin yapılabileceği yönünde görüş belirtmiştik. Şimdi bu konuda biraz daha ayrıntıya girmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü yaşanan depremlerde çok yeni binaların da yıkılmış olduğunu gördük. Bu sebeple yeni ev alacaklara tavsiyemiz öncelikle deprem bakımından güvenli olan bölgeleri seçmeleridir. Yaşadığımız illerde çoğumuz hangi ilçelerin hatta mahallelerin deprem riskinin az olduğunu az çok biliriz. Bilmiyorsak da bilenlere soralım araştıralım. Deniz kenarında altı bataklık olmasına rağmen astronomik rakamlara satılan evlerde oturmamız ne kadar mantıklı? Bu evler yeniyse ve gerçekten iyi bir mühendislik ile yapıldıysa bir şey diyemeyiz zira bazı ülkelerde denizin ortasında denizi doldurup yapılan yapıları hatta yapılan adaları çoğumuz duymuştur. Mühendisliğin tüm gerekliliklerini sağlayan binalarda tabi ki oturabilirsiniz. Ancak bu şekilde mühendislik gerekliliklerini sağlayan kaç tane bina vardır ki?

Konumuza gelecek olursak deprem riski az olan bir bölgede ve zemini sağlam mümkünse sert kaya olan bir bölgede, mahallede oturmayı tercih edebiliriz. Bu tek kriter değildir ama ev bakarken ilk kriterlerimizden olabilir. 2. nokta olarak yapım yılına önem verebiliriz. Şimdi ülkemizde 19 ilde 2001 yılından itibaren pilot olarak yapı denetim uygulanmış olsa da tüm ülkemizde bunun yürürlüğe girmesi 2011 yılında olmuştur.  Bu sistemin oturması da 1-2 yıl sürmüş olsa az buçuk yapı denetim hizmetinin sağlanması 2012-2013 yıllarını bulmuştur diyebiliriz. Ancak yapı denetim hizmetinin ne kadar iyi işlediği konusu da tartışılır. Dolayısıyla 2007 deprem yönetmeliğine göre yapılan binaların yönetmeliğe göre yapıldığı takdirde depremde dayanıklı olması beklenmesine rağmen, yapı denetim hizmeti almayan binaların belki de alan binalardan sağlam olmasına rağmen yine de kafanızda elenebilecek yapılar olduğunu düşünüyoruz çünkü nasıl yapıldığı hakkında bilgi sahibi olmanız pek mümkün değil. Dolayısıyla bizim tavsiyemiz ilk olarak uygun bölge seçimi + yapı denetim hizmeti almış olması + bodrumlu az katlı(1-3 kat gibi) bir bina olması(bu konuya da yazının sonunda ayrıca değineceğiz) + iyi tasarım(radye temel vb.)  diyebiliriz. Genelde 2000 yılı ve öncesi binalarda mümkünse oturmayın denmesinin sebebi ise; insanların bilinçlenmesi, hazır beton kullanımının artması, pek etkisi olmasa da yeni yönetmeliğin çıkması vb. diyebiliriz.  Pek etkisi olmasa da derken 2000 yılı öncesinde de yönetmeliğe uygun yapılan binalar normal şartlar altında yeterlidir ve uygundur diyebiliriz. Bu nedenle yeni yönetmelik çıkması, çıkmadan önceki binaları uygunsuz yapmaz. Dediğimiz gibi bir bina yapıldığı yıl ne olursa olsun normal şartlar altında uygun şekilde yapıldığı takdirde ve bu süreçte herhangi bir olumsuzluğa da uğramadıysa güvenlidir diyebiliriz. Bizim burada yaptığımız şey aslında mümkün olduğu kadar riski azaltarak oturabileceğimiz en güvenli yapıyı seçmektedir.

2019 yılına kadar müteahhit kendi yapı denetim şirketini seçebiliyorken 2019 yılı ve sonrasında elektronik ortamda rastgele belirlenmeye başlandı. Bunu da kendinize kriter görebilirsiniz. Ancak çok büyük olmayan şehirlerde müteahhitler ile yapı denetim firmaları neredeyse önemli bir kesimi birbirlerini tanıyabiliyor. (Belki de kamu görevlilerinin denetim yapması ve belirli sürelerde atama yapılarak yer değiştirmeleri gereklidir mesela) Ayrıca 2019 yılında yeni yönetmelik yürürlüğe girdi. Tek başına bir kriter olmasa da ben bu yönetmeliğe göre yapılmış bir binada oturmak istiyorum diyebilirsiniz. Ancak depremlerde binaların zarar görmesinin en son sebebi yönetmeliklerdir diyebiliriz. Çünkü eski yeni tüm yönetmeliklerimiz dünya standartlarında ve çağımız şartlarında doğal olarak kendini yenilemek, güncellemek durumunda kalabiliyor. Yenilenmesi önceki yönetmelikler ile yapılan binaların uygunsuz olduğu anlamına asla gelmez. Bizim ana sorunumuz uygulamadır. Bu sebeple kağıt üzerinde olanlarla değil de bir binanın uygulamasının ne kadar uygun yapıldığıyla ilgilenmeniz daha mantıklı olacaktır.

Yapı denetim hizmeti almış olması maalesef binanın denetlendiği anlamına da gelmiyor ancak belki denetlenmiştir ya da o yapan firma ve çalışanlar daha da bilinçlenerek yapmışlardır diye böyle bir yolu seçebilirsiniz. Bölge ve yapım yılından sonra bakacağınız diğer noktalara zaten yazımızın bir çok yerinde değindik. Çok yeni yapılan binalar da yıkılıyor maalesef ancak biz yine de binanın yaşı ne kadar küçükse yani ne kadar yeni bir yapıysa o kadar iyi olmalı demek istiyoruz. Tabi ki tek kriter bu değil!!! Maalesef çok yeni 1 – 2 yıllık binaların da yıkıldığını görüyoruz. Bu kriterden sonra diğer kriterlerin de sağlandığı bir yapıdan bahsediyoruz. Velhasıl kelam aslında biz size ne kadar bir şeyleri tarif ediyor olsak da maalesef düzgünce performans analizi yapılmamış bir binaysa biraz da şansınıza. Üzücü ama gerçekler…………..!!!

Not: Küçük bir en güvenli bina formülü geliştirecek olsak: deprem riski düşük ya da diğer bölgelerden daha düşük olan bir bölge seçimi + sağlam zemin + bodrumu olan az katlı yapı(yüksek katlıysa mümkünse deprem izolasyon sistemlerinin olduğu bir yapı) + radye temel vb. sağlıklı temel sistemi + projelerin uzman mühendis ve mimarlara yaptırtılması + binanın yeterli sayı ve bilgide mühendislerce yapılması + kalifiye ekip + yeterli sayı ve bilgideki mühendislerin denetlemesi + ilgili kurumların yeterli sayı ve uzmanlıktaki mühendislerinin denetlemesi + beton, demir, malzeme ve  laboratuvar hizmetlerinin standartlara uygun olması(uygun denetim kapsamına giriyor aslında) + dolayısıyla iskan ve işlem TAMAM. + periyodik bakımlar 🙂 

—————–

Devam edelim 🙂

Not: Evinizin fay hattına ne kadar yakın olup olmadığı ile ilgili e-devletten bilgi alabiliyorsunuz.  Aynı zamanda tehlike derecesi, tekrarlanma periyodu gibi diğer bilgiler de yer almaktadır. Konu ile ilgili sitemizde arama yaparak konu ile ilgili detaylı bilgi almayı deneyebilirsiniz. 2026’da yayımlanmış olan güncel Türkiye Diri Fay Haritası’nı inceleyebilirsiniz.

Dediğimiz gibi bina testi durup dururken, sorun yokken yapılması çok gerekli değil. Durduk yere binanıza inceleme yaptırtmamıza, evhamlı olmamıza gerek yoktur. Yaptırıp yaptırmamak ile ilgili varsa tanıdığınız mühendislerden, çeşitli firmalardan fikir almanız da faydalı olabilir.

Yukarıda saydığımız gözlemsel tespitler dışında bu konuda “Evin Depreme Dayanıklı mı? 12 Soruda Hızlı Test” sayfamızı da kullanabilirsiniz. Unutulmamalıdır ki aynı zamanda bu bahsettiğimiz bütün gözlemsel tespitler ev alırken de dikkat edilmesi gereken tespitlerdir.

Öyle ya da böyle binamız hakkında detaylı inceleme yapılmasına karar verdik diyelim.

Burada önünüze 2 tane seçenek çıkmaktadır. Bir tanesi bina(deprem) performans analizi diğeri ise riskli yapı tespiti‘dir. Bu iki işlem birbiri ile en çok karıştırılan konulardır.  Bu iki farklı yöntem ile ilgili farkları kesinlikle bilmeniz gerekmektedir. Aksi takdirde istemeyeceğiniz sonuçlar ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Bu konuda hazırladığımız aşağıdaki basit tabloyu inceleyebilirsiniz.

Ayrıca hasar tespiti de çok karıştırılan konulardan birisi olduğundan tablomuzda ona da yer vereceğiz ve sonrasında kısa bir bilgilendirme de yapacağız. “Deprem Sonrası Yapılan “Hasar Tespiti” Nedir?” konulu yazımızı da ayrıca inceleyerek detaylı bilgi sahibi olabilirsiniz.

Şimdi önce bu 3 başlık ile ilgili kıyaslamalı tabloyu bir inceleyelim ve sonrasında önümüzdeki 2 seçeneği(deprem performans analizi ve riskli yapı tespiti)  değerlendirelim:

İşlemNe zaman yapılır?Amacı nedir?Kim yapar?YöntemSonuç
Hasar TespitiDepremden sonraDepremin binada oluşturduğu hasarı belirlemekBakanlık, belediye veya yetkilendirilmiş teknik ekipler(Resmi ekipler)Yerinde gözlem, çatlak ve hasar incelemesi, hızlı değerlendirmeAz hasarlı, orta hasarlı, ağır hasarlı vb. sınıflandırma
Bina Deprem Performans AnaliziNe zaman istenirse (Deprem öncesi veya sonrası, istenilen herhangi bir zamanda)Binanın mevcut durumuyla deprem güvenliğini değerlendirmek, olası bir depremde nasıl davranacağını analiz etmekYetkili inşaat mühendisleri ve mühendislik firmaları vb. (Araştırınız, değişkenlik gösterebilir)Röleve alınması, donatı tespiti, beton testleri, zemin verileri ve bilgisayar modellemesi ile mühendislik hesabı ile detaylı analiz (Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne göre)Bina performans düzeyini belirler. Güçlendirme gerekir/gerekmez, bina yeterli/yetersiz gibi teknik sonuçlar ve diğer detaylar
Riskli Yapı TespitiNe zaman istenirse (Kentsel dönüşüm ile binanızın yıkılıp yeniden yapılmasını istiyorsak veya göze alıyorsak)Binanın 6306 sayılı Kanun kapsamında can güvenliği açısından riskli olup olmadığını belirlemekBakanlık tarafından lisanslandırılmış kuruluşlar vb. (Araştırınız, değişkenlik gösterebilir)Beton testleri, donatı tespiti, proje incelemesi gibi incelemeler (Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslar’a göre)Riskli/Risksiz Yapı sonucu. Riskli yapı kararı verilirse dönüşüm süreci yani yıkıp yeniden yapma ya da güçlendirme süreci başlar. Güçlendirme süreci için Performans Analizi de gerekir. Risksiz yapı kararı da verilebilir.

Riskli Yapı Tespiti ile Deprem Performans Analizi Aynı Şey Değildir

Öncelikle;

Hasar tespiti ile ilgili “Deprem Sonrası Yapılan “Hasar Tespiti” Nedir?” konulu yazımızı okuyarak detaylı bilgi alabilirsiniz. Hasar tespiti sadece afetten sonra yapılan bir tespittir. Biz burada hasar tespiti konusuna çok girmeyeceğiz. Çünkü şu anda önümüzde 2 seçenek olduğundan bahsetmiştik ve kafa karışıklılığına sebep olmadan kaldığımız yerden devam edelim.

Bina deprem performans analizi ile ilgili “Deprem(Bina) Performans Analizi Nedir?” konulu yazımızı okuyarak daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

Riskli yapı tespiti ile ilgili “Riskli Yapı Tespiti Nedir?”  konulu yazımızı okuyarak daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

Ayrıca yazı sonunda verdiğimiz kaynakları da inceleyebilirsiniz.

Konumuza devam edecek olursak kısaca konuyu şöyle netleştirelim:

Eğer binamızın 6306 sayılı kentsel dönüşüm yasası kapsamında yıkılmasını göz önüne alıyorsak/istiyorsak, riskli yapı tespiti için ilgili resmi kurumlara başvurmalıyız. Binamız çok eskidir, riskli olduğunu düşünüyoruzdur, aklımızda yıkıp yeniden yapmak vardır ama riskli yapı tespitinde bulunarak devlet desteklerinden faydalanmak istiyoruzdur. Bu durumda öncelikle resmi kurum ve ilgili uzmanlardan detaylı bilgi almalıyız. Devlet destekleri nelerdir neler değildir, var mıdır yok mudur, süreç nasıl işler, detaylı şekilde her şeyi öğrenmeliyiz. Tüm prosedüre hakim olduktan sonra başvurmalıyız. Ayrıca sadece 1 maliğin başvurusu ile de bu süreç başlatılabilmektedir ve oluşacak sonuçlar tüm malikleri ilgilendirecek ve sorumlu hale getirecektir. Ayrıca binanızın riskli çıkması durumunda eğer güçlendirme yapılması düşünülürse ayrıca bir de bina deprem performans analizi yaptırmanız gerekecektir. Unutulmamalıdır ki riskli yapı tespitinde bulunan kuruluş, yapının riskli çıkması durumunda resmi kurumlara bilgi verir ve resmi kurumlar süreci takip ederek hukuksal yaptırımlarda bulunur. Binanız ile ilgili detaylı hesaplamalar yapmaz, oluşacak bir depremde nasıl davranacağını ölçmez, performans analizi ile farklı yönetmeliklere bağlıdır ve binanız ile ilgili sadece riskli/risksiz sonucuna ulaşır. Riskli ise güçlendirme yapılıp yapılamayacağı dediğimiz gibi performans analizi sonucunda belli olur. Yapılabilecek durumdaysa da maliyet vb. durumlar karşılaştırılarak maliklerce bir karar verilmesi gerekir. Bu karar yıkım olursa yıkım süreci başlar, güçlendirme olursa güçlendirme projesi ve onayı sonrasında güçlendirme süreci başlar. Her 2 durumu da resmi kurumlar takip ederek çeşitli yaptırımlarda bulunabilir. Yapının riskli çıkması sonrasında malikler ya yıkım ya güçlendirme(mümkünse) yapmak zorundadır. Bu süreçler ilgili idare tarafından takip edilir. Örneğin yapı güçlendirilemeyecek durumdaysa malikler yıkım kararını engelleyemez. Maliklerin tek karar alacağı nokta eğer yapı güçlendirilebilir ise, güçlendirme ile yıkıp yeniden yapma arasında karşılaştırma yaparak birini yapmak konusunda karar almaktır. Güçlendirme yapılamaz durumdaysa yıkımı engelleyemez. Güçlendirme kararı alındıysa güçlendirmeyi belirli sürelerde yapıp tamamlamak zorundadır.  Bu konuda “Riskli Yapı Tespiti Nedir?” konulu yazımızı okuyabilirsiniz.

Gelelim diğer seçeneğe;

Ben binamın kentsel dönüşüme girmesini falan istemiyorum, binamın durumu nedir öğrenmek ve sadece bilgi almak istiyorum. Resmi kurumlarla da işim yok, onlar da bilmesin benim binamın durumunu derseniz bina deprem performans analizi yaptırma yolunu seçmelisiniz. Çünkü performans analizi sadece maliklere bilgi vermek amaçlıdır. Riskli yapı tespitindeki gibi herhangi bir resmi kuruma bildirim yapmaz.  Maliklerin kararı sonucu yetkili bir mühendislik firması veya üniversiteler gibi bu işlemi yapan yerler araştırılarak başvuru yapılır. Binanızın riskli olup olmadığı, güçlendirme yapılabilecek durumdaysa güçlendirme yapılabileceği ve binamızın performans düzeyinin nasıl olduğu ile ilgili bilgi sahibi olmamızı sağlar. Binamız güçlendirme yapılabilecek durumdaysa nasıl bir güçlendirme yapılması gerektiği bilgisini de alabiliriz. Hatta olası bir depremde binamızın hangi taşıyıcı elemanlarının zorlanacağına ve nasıl davranacağına kadar detaylı bir analiz yapılabilmektedir. Ayrıca yıkıp yeniden yapma ile güçlendirme maliyetlerini kıyaslayabilmeniz ve doğru kararı alabilmeniz konusunda da yardımcı olabilir. Binanızın güçlendirilemeyecek durumda riskli olması sonucunda maliklerden birinin riskli yapı tespiti başvurusunda  bulunarak yine binanızın yıkım sürecine girmesini sağlayabileceği gibi çeşitli durumları da unutmamalısınız. Tabi malik performans analizinden bağımsız her zaman riskli yapı tespiti başvurusunda bulunabilir dolayısıyla performans analiz raporuyla ilişkilendirmek pek de doğru olmaz. Ancak malik bu durumdan haberdar olduktan sonra başvuru kararı da alabilir tabi. Başka bir durumdan bahsedelim; bina performans analizi yaptırdınız ve sonuç olarak binanızı güçlendireceksiniz. Bunun için güçlendirme projesini belediye vb. gibi ilgili kuruma onaylatmanız gerekecek. Bu süreçte herhangi bir sebepten dolayı güçlendirme işlemi verilen sürelerde yapılmaz ise yine binanın yıkım kararı verilebilir. Bu sebeple her ihtimale karşı risk almak istemeyen kişiler güçlendirme projesini yaptırtıp bir onaya sunmadan kaçak şekilde güçlendirme yaptırma yoluna gitmeyi düşünebilir ancak ciddi sonuçlara sebep olabileceğinizden dolayı böyle bir yola başvurmanızı tavsiye etmiyoruz. Bu konuda ilgili yazılarımızı muhakkak inceleyiniz ve uzmanlardan her zaman destek alınız. Malikler olarak performans analizi yaptınız ve ruhsatsız şekilde güçlendirme yoluna gittiniz diyelim. Yarın bir gün olası senaryolarda çok ciddi zarar ve yaptırımlarla karşı karşıya kalabilmeniz mümkün olduğu gibi başkalarının da zarar görmesine sebebiyet verebilirsiniz.

Deprem performans analizi binanızın gelecekte olası bir deprem altında nasıl davranacağını yapılacak inceleme, test, analiz, modelleme ve hesaplamalarla detaylı bir rapor ile ortaya koyar ve binanızın performans düzeyini belirler. Riskli yapı tespiti ise sadece binanızın riskli veya risksiz olup olmadığı ile ilgilenir.  Bu konularda adım atmadan önce bu iki konuyu çok iyi okuyup anlamanız gerekmektedir. Mümkünse resmi kurumlardan, ilgili uzmanlardan ve birden fazla kişiden bilgi alınız. Anlamadığınız, eksik veya yanlış gördüğünüz veya eklememizi istediğiniz konular var ise lütfen yorumlarda belirtiniz.

Performans analizinde röleve alınır, beton dayanımı incelenir, donatı tespiti yapılır, zemin bilgileri incelenir ve değerlendirilir, taşıyıcı sistem modeli kurulur ve yönetmelik esaslarına göre hesap yapılır. Riskli yapı tespitinde, performans analizindeki çoğu uygulamalar yapılsa bile performans analizi kadar detaylı hesaplamalar yapılmaz. Sadece yapı riskli mi değil mi buna karar verilir. Performans analizinde ise binanın performans düzeyi belirlenir, olası depremde hangi taşıyıcı elmanın nasıl davranacağına kadar detaylı sonuçlar ortaya çıkar. Sonuçlanan performans düzeyi verilerine göre raporlanan uzman tavsiyesi sonrasında binaya herhangi bir işlem yapılıp yapılmaması konusunda malikler tarafından karar verilir. Rapor sonucu binada herhangi bir işlem yapılmaya gerek görülmeye de bilir. Yıkılması veya güçlendirme yapılması da gerekebilir. Yıkılması gerekiyorsa herhangi bir resmi kuruma iletilmediği için bir zorunluluk ve yaptırım oluşmayacaktır.

Ancak malikler yıkma kararı alacaklarsa 6306 sayılı kentsel dönüşüm kanunundan ve desteklerden faydalanmak için “Riskli Yapı Tespiti” başvurusunda bulunmalıdırlar. Böylece süreç resmiyet kazanmış olur ve geri dönüşü yoktur. Güçlendirme kararı verilirse bu sefer de güçlendirme projesi hazırlatılarak belediye vb. ilgili kuruma onaylatılmalıdır. Böylece güçlendirme süreci de resmiyet kazanmış olup resmi kurumlar sürecin takibini yapacaktır. Yine herhangi bir sebepten dolayı güçlendirme işlemi yapılmazsa yıkıma kadar uzanan yaptırımlar ile karşı karşıya kalırsınız. Bahsettiğimiz gibi projesiz, onaysız güçlendirme yapmanın da büyük risk ve yaptırımlarının olabileceği de unutulmamalıdır.

Buradan şu çıkarımı yapabiliriz. Deprem performans analizi sadece bilgi almak amaçlıdır ve resmi kurumlara bir bildirimde bulunmaz. Ancak alınan bu bilgiler sonrasında bir adım atılmak isteniyorsa yani eylem gerekiyorsa süreç resmi hal alır. Binanızın durumu iyi çıkarsa ve bir şey yapmak gerekmiyorsa binanız hakkında gereken bilgileri almış ve içiniz rahatlamış olursunuz. Yıkım veya güçlendirme yapmanız gerekiyorsa yapmama lüksüne sahip olabilir veya yapacaksanız da başlayana kadar resmi bir dayatmaya, herhangi bir süreye tabii olmayabilirsiniz. (Maliklerden birinin riskli yapı tespitine başvurması gibi bazı olası durumlardan zaten bahsetmiştik..) Başladıktan sonra ise süreç resmileşmiş olur. Yani bir eyleme geçene kadar size istediğiniz kadar eylemsizlik hakkı tanınmış olabiliyor.

Performans analizi  için “DEPREM ETKİSİ ALTINDA BİNALARIN TASARIMI İÇİN ESASLAR” yönetmeliği esastır.

Riskli yapı tespiti; “6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı tarafından lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlar tarafından Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin Ek-2 RİSKLİ YAPILARIN TESPİT EDİLMESİNE İLİŞKİN ESASLAR  yönetmeliğine göre yapılmaktadır. Lisanslandırılmış kuruluşlar genelde ilgili bakanlıkça liste olarak yayınlanmaktadır. Çalışacağınızın kuruluşun bakanlıkça lisanslı olması ve bunu teyit etmenizi tavsiye ederiz.  Performans analizinde olası depremde yapının hangi taşıyıcılarında ne tür hasarlar oluşabilir gibi detaylı bilgiler mevcuttur, riskli yapı tespitinde ise sadece yapının riskli olup olmadığı tespit edilir. 

Riskli yapı tespitinde yapının riskli çıkması durumunda güçlendirme gerekip gerekmediği nasıl anlaşılır? Bunun için ayrıca bina deprem performans analizi yapılır. Modelleme yapılır, taşıyıcı sistem kapasiteleri hesaplanır, deprem etkileri altında binanın performansı belirlenir, hangi elemanların yetersiz olduğu görülür. Güçlendirme yapılamayacak durumda ise yıkım kararı verilir ve bu karar maliklerin elinde olmayan bir karardır. Güçlendirme yapılabilecek durumdaysa güçlendirme projesi hazırlanır ve ilgili kurumlara onaylatılarak güçlendirme işlemine başlanır. Güçlendirme süreçlerini resmi kurumlar takip ederek, yapılmaması durumunda bina yıkımına kadar giden bir süreç vardır.

Eğer amacınız binanızı yasal olarak kentsel dönüşüm sürecine sokmak, devlet teşviklerinden yararlanmak ve binanızı yıktırıp yeniden yaptırmaksa, seçmeniz gereken yol riskli yapı tespitidir. Riskli yapı tespitine maliklerden sadece birinin başvurması bile yeterli olmaktadır. Başvuru sonucunda oluşacak süreç maliklerin elinde değildir. Binaya güçlendirme yapılması gerekiyorsa güçlendirme yapılır, yıkılması gerekiyorsa yıkılır. Eğer bina riskliyse yıkım kararını resmi kurumlar verir, maliklerin bu konuda etkisi yoktur. Devlet teşvikleri gibi size destek olacak konular ile ilgili muhakkak resmi kurumlardan ve uzmanlardan bilgi alınız. 

Deprem performans analizi, “bina kesin yıkılır” veya “kesin ayakta kalır” tahmini değildir. Belirli bir deprem seviyesinde binanın beklenen davranışını hesaplayan ve performans düzeyini belirleyen mühendislik çalışmasıdır.

İyi yapılmış bir performans analizinin güvenilirliği genellikle yüksektir ve mahkemeler, belediyeler ve bakanlık tarafından resmi karar süreçlerinde esas alınır. Bu nedenle “yaklaşık tahmin” değil, en ciddi teknik değerlendirme yöntemlerinden biridir denilebilir. Projeler mevcutsa, yeterli sayıda karot alınıp test edilmişse, donatı tespiti iyi yapılmışsa, zemin durumu doğru tespit edilmişse, yapı doğru modellenmişse yani kısacası elde ne kadar çok veri varsa, yönetmeliğe uyulduysa ve yapılan işler ne kadar doğru yapılıyorsa o kadar yüksek oranda doğru analizler ortaya çıkar. Ayrıca bilinmelidir ki hesaplar yapılırken elimizde sınırlı bilgi varsa farklı katsayı, yeterli bilgi varsa farklı katsayı kullanılmaktadır. Yani hem binamız en başta yapılırken çeşitli hata payları düşünülerek güvenli tarafta kalınması için katsayılar kullanıldığı gibi hem de mevcut bir binanın bina deprem performans analizi yapılırken aynı mantık ile güvenli tarafta kalacağımız katsayılar kullanılıyor. Yine de binanın yapım aşamasındaki bir çok detay görülemeyeceği ve her detay dört dörtlük incelenemeyeceği için analiz de yapılsa size kimse bu konuda kimsenin garanti veremeyeceğini bilmeniz gerekmektedir.

Neden böyle diyoruz açıklayalım…

Binanın yapım aşamasındaki şeffaflığı test edebilmeleri mümkün değildir derken ne demek istiyoruz. Sizin binanızın her kolonunun her kirişinin tamamına bakamayacaklar(zaten yönetmelikte de sınırlar belirtilmiş), yapım aşamasında oluşmuş herhangi bir sorunu göremeyeceksiniz. Hadi bunu örneklendirelim. Mesela belki de sadece 1 adet kolonunuzun donatısında ciddi bir problem var, belki bir adet kolon – kiriş bağlantınız uygunsuz şekilde yapılmış, mesela belki de herhangi bir sebepten dolayı temelin bir kısmı dolgu zemine oturuyor, mesela belki de işçilerden biri kola şişesini kolon içinde unuttu, mesela belki de bazı kolonlarda boy donatılar haddinden fazla eğildi büküldü, mesela belki de beton dökümü sırasında problemler oluştu veya beton dökümü  sonrasında bölgesel herhangi bir problem yalapşap harç ile kapatıldı, mesela belki de ……………………..diye uzar gider. Bu saydığımız şeyler oluşmuşsa o bina yıkılır da diyemeyiz tabi ki. Diyeceksiniz ki abartmışsınız o kadar da olmaz biz de size diyebiliriz ki yoo hiç abartmadık fazlası da olmuş olabilir…. Dolayısıyla büyük bir depreme maruz kalan yapı belki de bir kişinin ihmalinden kaynaklı en zayıf noktasından zarar görerek yıkılacak. Yapan firma her şeyini düzgün yapmaya çalışmış olabilir, başında mühendis de durmuş olabilir ancak bunlar bile tek başına yeterli değil. 

Neden yeterli değil kısaca buna değinelim. Öncelikle iyi bir firma kaliteli bir yapı üretmek istiyor olabilir ancak bu firmanın bu niyette olması ve sadece mühendis çalıştırması yetmez. Yeterli sayıda ve tecrübede mühendis çalıştırması da gerekir. Yeterli sayıda ve tecrübede mühendis çalıştırsa bile aşama aşama işleyen bir kontrol mekanizmasının olması gerekir. Bir yapıyı yapmak için gereken malzeme kalitesi, işçilik kalitesi, personel kalitesi ve yeterliliği, kontrolü vb. her şeyi tam olan bina oranı sizce ülkemizde ne kadardır?

Amacımız kimseyi korkutmak değil ama tablonun da pek iç açıcı olduğu söylenemez. Bina yapılırken de, performans analizi yapılırken de her şey göz önüne alınarak tedbirli bir şekilde yapılıyor ve sonuçlandırılıyor. Sadece demek istediğimiz binanız hakkında fikir sahibi olursunuz, kendinizin güvenli tarafta olduğunu görürsünüz ancak kesin diye bir şeyin olmadığının bilincinde olmanızı isteriz. İşini düzgün yapan kişiler ile çalışmanız da ayrıca önemlidir. Biliyorsunuz ki maalesef ülkemizde artık neredeyse kimse işini düzgün yapmıyor, yapamıyor.

Belki abartılı ve korkutucu bir tablo çizdiğimizi düşünüyor olabilirsiniz ancak biz sadece her ihtimali göz önüne almak istedik. Tüm bunlara rağmen ise önerimiz sadece bazı gözlemsel tespitler sonucu şüphelendiğiniz durumlar varsa binanızda tespit yaptırtmanızdır. Binanız hakkında, net olmasa da hemen hemen güvenli veya güvensiz tarafta olduğunuzu anlayabileceğinizi ve genellikle bu bilginin de sizler için yeterli olabileceğini anlatmak istiyoruz. Aynı zamanda kesin bir sonuç alamayacağınızı da kafanızın bir kenarında tutmanızı istiyoruz.

Örneğin; eğer beton kalitesi düşük çıkarsa bu bir eksidir. Ancak beton kalitesinin yüksek çıkması da bu binanın yıkılmayacağı anlamına gelmez. Bu çalışma bütünsel bir çalışmadır. Tüm veriler bir araya getirilerek yapı modellenir ve olası deprem senaryolarında nasıl davranacağına dair hesap ve analizler yapılır. Bu analizler sonucunda binanın ile ilgili çeşitli bilgilere ve sonuçlara erişmiş olacaksınız. Bu konuda ve diğer konularda çok daha detaylı bilgi almak için “Deprem (Bina) Performans Analizi Nedir?” konulu yazımızı muhakkak inceleyin.

Betonunuz uygun, demiriniz uygun, binanız projesine göre yapılmış hatta olumsuz bir şey tespit edilmese dahi depreme karşı dayanıksız bir yapıda oturuyor olabilirsiniz ancak bilirsiniz ki güvenli taraftasınız ve depreme karşı güvenli bir binada oturuyor olma ihtimaliniz daha yüksek…

Bu kadar garantici veya şüpheci olmamızın sebebine kısaca değinelim: resmi kurumların şantiyelerinde dahi imzacı mühendislerin yer alması, bir çok mühendisin şantiye şefi olarak sadece imza atması, bir çok mühendisin yapı denetimde sadece imzacı olması yani kısacası diploma kiralanması, müteahhitlerin ve yapı denetim firmalarının önemli bir bölümünün bu diplomasını satan mühendisleri kullanması. Diploma kiralamayan firmaların yetersiz sayı ve tecrübede mühendis çalıştırması, mühendisin söz hakkının bulunmaması, bulunsa dahi sesini çıkaramaması. Mesela beton firmasının betona su katma olayını engellenememesi. Betonlardan numune alan firmanın numunelerini uygun şekilde almaması , alınan numunenin dökülen beton ile alakasının olmaması, sahada formen amele gibi kullanılan mühendisin imalat kalitesine yoğunlaşamaması, komik rakamlara çalışan mühendislerin yeterince motive olamaması, mühendislerin malum ekonomik koşullarda işten çıkarılma korkusu, sahada çalışan ekiplerin yetersiz, bilgisiz olması ve bir sorumluluğunun olmaması, sözde yapı denetim firmalarının yapıyı sadece kağıt üzerinde denetlemesi yani sonuç olarak kağıt üzerinde her şeyin tamam olduğu ama uygulamada tamam olmayan bir yapı stoğu. Çok daha ayrıntılı bahsedilmesi gereken bu konulardan bu yazımızda konu dışı olduğundan daha fazla bahsetmemize gerek yok ancak durumun vehametini umarım anlamışsınızdır.

Konumuza tekrar dönecek olursak;

Bazı kavramları birbirinden ayırt edebilmemiz de çok önemlidir. Hasar tespiti, bina performans analizi, riskli yapı tespiti gibi kavramları birbirine karıştırmamalıyız. Bu konularla ilgili web sitemizde arama yapabilir veya yazı sonunda konuyla bağlantılı benzer diğer yazılarımızı da görebilir, okuyabilirsiniz. Çünkü hepsi birbirinden çok farklı şeylerdir. Sebep – sonuç ilişkileri farklıdır. Bilinçsiz şekilde hareket etmeniz sizin için çok olumsuz şeylere sebebiyet verebilir. Kendiniz araştırsanız da araştırmıyorsanız da karar vermeden önce muhakkak konusunda uzman kişilerden destek alın.

Evet. Konumuz önemli olduğu kadar aynı zamanda zor da bir konu. Çünkü bir bina için bu bina tam anlamıyla depreme dayanıklı, şu şiddetteki depreme kadar dayanır vb. gibi bir ifade kullanabilmek gerçekten zor. Ancak tabi ki dikkat edilecek hususlar var ve bu hususlara dikkat ederek riskimizi azaltmaya çalışabiliriz.

Binamın Yapıldığı Yıl Önemli mi?

Bir yapı kesinlikle yapıldığı yılların yönetmeliğine göre yapıldıysa o yapıyı sırf yapıldığı yıldan dolayı güvensiz saymak doğru değildir. Nitekim yeni yapılmış binaların yıkılıp, çok daha eski binaların yıkılmadığını da görebiliyoruz. Ancak ya ben her riski değerlendirmek istiyorum ve mümkün olduğunca riski azaltmak istiyorum derseniz diğer şartların yanında binanın yapım yılına da dikkat edebilirsiniz. Ha en güvenlisi ne derseniz tabi ki kendi yaptırdığınız kat sayısı düşük bir yapı olacaktır. Bu da malum çoğumuzun maalesef sahip olamadığı bir imkandır ki yukarıda en güvenli yapı formülünden zaten bahsetmiştik

Yapı Ruhsat Tarihi: 1975, 1998, 2007 ve 2018 yıllarında deprem yönetmelikleri değişmiştir. Son çıkan yönetmelik 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe girmiş olup dolayısıyla son çıkan yönetmeliğe tabii olan binaların ruhsatının 01.01.2019 tarihinden sonra alınmış olması gerekmektedir. Bu tarihten önce yapımına başlanan yapılar son yönetmeliğe uymak zorunda değildir. Ülkemizde bir çok inşaat başladıktan aylar veya yıllar sonra ruhsat alabilmekte olduğunu düşünürsek veya verilen ruhsatlarda tarih ile ilgili oynamalar olmuş olabileceğini vbvb. gibi şeyleri hesaba katacak olursak tam anlamıyla bir yapının tüm aşamalarının son yönetmeliğe göre tamamlandığı sürecin başlangıcı resmiyette 2019 olsa da uygulamada 2020 – 2021 yıllarını bulmuştur diyebiliriz. Yani normal şartlar altında 1 Ocak 2019 yılı sonrası ruhsatını almış ve yapıma başlamış binalar son yönetmeliğe göre yapılmıştır diyebiliriz. Ancak kendimizi biraz daha garantiye almak istersek 2020-2021 yıllarından sonra yapılmış bir yapıda oturmak eğer ki yönetmeliği baz almak istiyorsak en sağlıklısı olacaktır.

ÖNEMLİ NOT: Önceki yönetmeliklere göre yapılmış binalar kusurlu değildir. Yapım tarihlerinde o süreçteki tüm aşamalar o süreçteki standartlara göre yapıldığı müddetçe güvenli yapıdır. Nitekim yakın çevrelerde olmasına rağmen yeni binalarda yıkım görülebilirken eski binalarda yıkım görülmediği de olmuştur. Sonuç olarak tek kıstas bina yapım tarihleri değildir. Son yönetmeliğe göre yapılmış bir bina istemi sadece isteğe bağlı olarak bir kıstas olarak belirlenebilir ancak asla tek kıstas olmamalıdır.

Önemli bir noktaya tekrar değinmeden de geçmeyelim. Peki hangi durumlarda bir uzman kuruluştan bu testleri ve bina performans analizlerinin yaptırılması gerektiğini yani evimiz depreme dayanıklı mı değil mi öğrenmemiz gereken durumları ele alalım. Tabi ki ülkemiz deprem kuşağı ancak oturduğumuz yapıda herhangi bir olumsuz gözleme sahip değilsek, şüphe edeceğimiz durumlar yok ise, deprem riskinin düşük olduğu bir bölgedeysek aslında bu testleri yaptırmamıza pek gerek yok diyebiliriz.

Ancak binanızın gerçek deprem güvenliğini merak ediyorsanız, güçlendirme ihtimalini değerlendirmek istiyorsanız veya bir satın alma/kiralama öncesi teknik güvence arıyorsanız, ihtiyacınız olan şey bina deprem performans analizidir.

Ayrıca depremde yıkılan bir şehirdeki yapı denetim hizmeti almış bina sayısını şehirdeki yine yapı denetim almış bütün binaların sayısına oranlayarak %99 başarılıyız demenin doğru olduğunu düşünmüyoruz. Deprem o şehrin tamamına aynı etkiyi etmiyor. Depremin asıl etki ettiği bölgedeki tüm binalar yıkıldıysa demek ki büyük bir sorun var demektir. Bu sadece yapı denetim başarısızlığı değil inşaatın bütün süreçleri ile ilgili bir başarısızlık oranıdır.

Malum durum bu şekildeyken en azından yapı stoğu düzelene kadar bir öneride bulunmuş olalım. Nasıl ki araba alıp satarken expertiz raporu alınıyor acaba ev alıp satarken de böyle bir rapor olmasına aynı şekilde özen mi göstermeliyiz? Bunu vatandaşları zorda bırakmayacak şekilde ancak birinin çürük ev almasını da engelleyecek şekilde zorunlu hale mi  getirmeliyiz? Yoksa araç alım satım işleri gibi zorunlu olmasa da herkes bu konuda uyarılmalı, bilinçlendirilmeli mi? Şu anda bir ev alırken ev sahibinden böyle bir belge istemek biraz tuhaf kaçabilir ama belki en azından tüm binalara olmasa da belli başlı şartları taşımayan binalara bu zorunlu olsa belki de bir çok şeyin önüne geçmiş oluruz ne dersiniz? Bu konuda fikirlerinizi de yazarsanız çok mutlu oluruz. 

Hasar tespitine de biraz değinmemiz gerekirse;

Hasar tespiti sadece resmi kurumların yaptığı ve sadece afet sonrası yapılan bir durum tespitidir. Resmi ekipler ayakta kalan tüm binaları tek tek inceleyerek hasar tespiti yaparlar. İlgilendiği tek şey depremin binanıza zarar verip vermediğidir. Hasar tespiti o binanın depremde hasar alıp almadığı ile ilgili bilgi verir. Az hasarlı, orta hasarlı, çok hasarlı gibi tespitler yapılır.  Binanızın deprem sonrası hasar alıp almadığı, aldıysa da aldığı hasarın sınıfını belirler.  Bina performans analizi veya riskli yapı tespiti ile asla karıştırılmamalıdır.

Bir bina hasarsız görünse bile performans analizi veya riskli yapı tespiti sonucunda sorunlu çıkabilir.

Bu konuda daha detaylı bilgili için “Deprem Sonrası Yapılan Hasar Tespiti Nedir? başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz. Amaç; hangi binaların kullanılabileceğini, hangilerinin boşaltılması gerektiğini, hangilerinin yıkılacak kadar tehlikeli olduğunu, hangilerinde güçlendirme gerekeceğini hızlı ve sistemli şekilde ortaya koymaktır.

Bu konuda sitemizde arama yaparak da çok daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

Ayrıca inşaat aşamasında yaşanan sorunlarla ilgili bir seri yapacağız ve kısa sürede bu serimizi okumaya başlayabileceksiniz.

“Binaların Depreme Karşı Dayanıklılığının İncelenmesi” konulu TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası(İMO) İzmir Şubesi tarafından hazırlanmış Performan Analizi ve Riskli Yapı Tespiti arasındaki farklara da değinmiş açıklayıcı ve sade bir kaynak

“Bir binanın güvenli olup olmadığı nasıl anlaşılır?” konulu sayın Gülsek Solaker tarafından hazırlanmış oldukça faydalı bir kaynak, DW Türkçe

Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nın hazırlamış olduğu “Riskli Yapı Sürecini” anlatan oldukça faydalı bir kaynak.

“Ev Alırken Dikkat Edilmesi Gereken Teknik Bilgiler” konulu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yalova İl Müdürlüğü tarafından hazırlanmış gayet faydalı bir kaynak 

“6 Şubat depremlerinde neden en yeni binalar bile yıkıldı, yapı denetim sistemindeki sorunlar neler?” BBC NEWS tarafından hazırlanmış çok çarpıcı tespitlerin yer aldığı bir kaynak.(Neredeyse bütün gerçeklerin anlatıldığı bir utanç tablosu, kesinlikle okumanızı tavsiye ederiz.)

“6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri Sonrası Yapı Denetim Sisteminin Değerlendirilmesi” konulu Sayın Hüseyin Hakan İNCE ve Sayın Eda Nur SOYLU tarafından hazırlanmış bir kaynak, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (Burada 2000 sonrası yapılmış yapıların yıkılma oranının %10 olduğunu alıntılamışlar ki  azımsanmayacak derecede yüksek bir oran)

“Deprem bölgesinde binalar kaç yaşındaydı?” konulu Euronews’in hazırladığı bir haber.

“DEPREMDE DEĞİŞMEYEN TABLO: DENETİM VE ALTYAPI YOK-7 ŞUBAT 2023 Şube Başkanımız Fusun SÜMER, DW Türkçe’ye depreme ilişkin açıklamalarda bulundu.” başlıklı İMO yayını

EK BİLGİ: Bazı gözlemsel tespitler tek başına binayı riskli hale getirmeyebilir. Bu nedenle konusunda uzman kişilerin inceleme yapması daha doğru olur. Örneğin; yüksek katlı binaların depremde daha çok etkilendiğine veya yıkıma uğrayacağına dair genel bir kanı var. Ancak bu her zaman böyle olmayabilir. Bazı depremlerde de tam tersi daha az katlı binalar daha çok etkilenebilir. Örneğin; 1985 Meksika depreminde 6 ila 15 kat arasındaki bir çok bina çöktü. Daha alçak binalar ayakta kalmayı başarırken 15 kattan daha yüksek binalar da daha az zarar gördü. Bu deprem periyodu ile ilgilidir. Bunu sallanan bir salıncağın iyi bir zamanlamayla daha da kuvvet uygulayarak salınımını arttırmak gibi düşünebilirsiniz. Tasarım yapılırken bina ve zemin bir arada tasarlanmalı ve depreme karşı hangi bina yüksekliğinin daha güvenli olacağını hesaba katmalı ve tasarımı buna göre yapmalıyız.

Sert zeminlerin doğal titreşim periyotları genellikle kısadır. Buna karşılık yüksek katlı binaların doğal titreşim periyotları daha uzundur. Bu nedenle sert ve sağlam zeminler, yüksek katlı yapıların tasarımı açısından genellikle daha uygun koşullar sağlayabilir.

Yumuşak zeminlerin doğal titreşim periyotları ise daha uzundur. Düşük katlı binaların doğal titreşim periyotları kısa olduğundan, bazı durumlarda yumuşak zeminlerde düşük katlı yapıların tercih edilmesi daha uygun olabilir.

Ancak bu değerlendirme tek başına bir tasarım kriteri değildir. Yapının güvenliği; zemin taşıma gücü, sıvılaşma riski, taşıyıcı sistem, bina düzensizlikleri, malzeme kalitesi ve deprem tasarım esasları gibi birçok faktöre bağlıdır. Mesela zemin iyileştirmesi yapılarak çok katlı bir tasarım da yapılabilir. Doğru mühendislik ile her şey mümkündür.

Deprem tasarımında önemli konulardan biri, bina doğal titreşim periyodu ile zeminin titreşim periyodunun birbirine çok yaklaşmamasıdır. Bu durum rezonans etkisi olarak adlandırılır. Rezonans oluştuğunda deprem sırasında yapının salınım hareketleri büyüyebilir ve yapıya gelen etkiler artabilir. Bu nedenle artık günümüzde mühendislik uygulamalarında bina yüksekliği, taşıyıcı sistem ve temel tasarımı vb. belirlenirken zemin özellikleri de mutlaka dikkate alınır ve tasarım bütünsel olarak yapılır.

Bina periyodu ≈ zemin periyodu olduğunda, deprem hareketi binanın salınımını artırabilir. Bu durumda yapıda oluşan titreşimler büyüyebilir ve taşıyıcı elemanlardaki zorlanmalar artabilir. Bu olaya rezonans etkisi denir. Rezonans etkisi, yapının deprem performansını olumsuz etkileyebilecek önemli bir faktördür; ancak binanın yıkılıp yıkılmayacağı, taşıyıcı sistemin tasarımına, dayanımına, sünekliğine ve diğer yapısal özelliklere bağlıdır.

Bu sebeple her zaman az katlı yapılar güvenli değildir. Doğru yapılmayan bir tasarımda az katlı yapılar da hasar görebilir. Aşağıda verdiğimiz videoyu izlerseniz çok daha iyi anlayacaksınızdır.

Eğer deprem periyodu yapı periyodu ile örtüşürse maksimum salınım meydana gelir. Bunun sonucunda ise ciddi hasarlar veya yıkımlar meydana gelebilir. Konuyla ilgili TED – Ed’in hazırlamış olduğu bu çok faydalı “Neden Depremde Binalar Çöker” başlıklı videoyu izlemek için TIKLAYINIZ!

Bu videonun en sonunda söylendiği gibi “Sonuçta, ayakta kalacak binalar en sağlam olanlar değil en akıllı olanlardır”

Yeni Yazılardan Haberdar Olun

Yeni içerikler yayınlandığında e-posta ile bildirim almak için abone olun.